19 Haziran 2015 Cuma

Tampon yüzünden bacağını kaybetti!

27 yaşındaki manken Lauren Wasser tampon kullanımı ortaya çıkan toksik şok sendromu nedeniyle bacağını kaybetti.İşinde hızlanan tanınan başarılı bir manken olan 27 yaşındaki ABD'li Lauren Wasser'ın hayatı, 3 yıl önce hiç aklına gelmeyeceği şekilde kabusa döndü. Lauren Türkiye'de de satılan o markaya dava açtı.


Vajinal tampon kullanımı sonucu ortaya çıkabilen Toksik Şok Sendromu'na yakalanan Lauren, bu hastalık nedeniyle ölümden döndü. Kullanım talimatlarına uyulmadığında ortaya çıkan bu sendromun sebebi genellikle tamponların uzun süre vajinada bırakılması olabilir.
 
Tamponlar vajinada bulunan enfeksiyonları ve kuruluğu arttırarak bakterilerin üremesi için uygun bir ortam sağlar. Toksik şok sendromunun belirtileri arasında ateş, kaşıntı ve kızarıklık, baş dönmesi, yorgunluk ve organ yetmezliği bulunur. Ciddi vakalarda birkaç saat içerisinde ölüme neden olabilir.
 
Lauren'in açıklamalarına göre tampon kullanıldığında her 3-4 saatte bir tamponun değiştirilmesi gterektiğini biliyordu. O gün de sabah, öğle ve akşam tamponunu değiştirdi. O gece bir arkadaşının partisinde kendini kötü hissetmeye başladı. Eve geçip, kendini yatağa attı. Uyandığında tek hatıladığı polisin kapısını çaldığı.
 
Birkaç gün sonra ise gözünü hastanede açtığından bahsediyor.
Sürekli uyku hali hissettiğini söylüyor. Lauren kendinden geçmiş bir halde mutfağın zemininde yatarken polisler tarafından bulunmuş ve hemen hastaneye kaldırılmış. Hastanede gözlerini açtığında: "Karnım şaşkınlık yaratacak kadar şişmişti. Her yanımda tüpler takılıydı ve konuşamayacak haldeydim" diyor.
 
Lauren'in hayatı operasyonlar sonucu kurtarılmış olsa da kan akışına karışan toksik maddeler sebebiyle bacağı kangren olmuş ve kesilmek zorunda kalmış.
Lauren Türkiye'de de satılan o markaya dava açtı. 
(hürriyet.com.tr)

18 Haziran 2015 Perşembe

Dişini çektiren adam kan kaybından öldü

Tayland’ın Kamphaeng Phet şehrinde bir adam ağrıyan dişini komşusuna çektirdi ve kan kaybından hayatını kaybetti.


Pree Namthip (64) bu sabah saatlerinde evinin önünde ağzı kanla dolu bir şekilde ölü bulundu. Olay yerinde çok sayıda ağrı kesici ilaç bulan emniyet güçleri vücudunda herhangi bir darp izine de rastlamayınca olaydan şüphelendiler. Araştırmada maktulün yeğeni Mayuree Namthip (29) amcasının dişinin çok ağrıması sebebiyle Tee adında kasap olan komşusundan dişini çekmesini istediğini ve karşılığında 20 Baht (yaklaşık 2 TL) para verdiğini söyledi. Komşu ipin bir ucunu yaşlı adamın dişine, diğer ucunu da bir taşa bağladı. Sonra taşı hızlıca uzağa fırlatınca diş de yerinden çıkmış oldu. Ancak aşırı kanamayı durduramadılar. Yeğeni ağrı kesicilerin hiç bir işe yaramadığını söyledi. 64 yaşındaki adamın alkolik olduğu ve hapların etki etmemesinin sebebinin de vücudundaki alkol olduğu iddia edildi. (hürriyet.com.tr)

Kan testiyle Alzheimer'ın erken teşhisi mümkün!

Bilim adamlarının son keşfi Alzheimer riski taşıyanlar için umut oldu.


Bilim insanları, kandaki bir proteinin beyin işlevlerinin azalıp azalmadığını gösterdiğini keşfetti. 

İngiltere'nin başkenti Londra'daki King's College araştırmacıları, yaklaşık 10 yıllık sürede 200'den fazla ikizden alınan örneklerde kandaki bin 129 protein düzeyini analiz etti.  

Çalışmanın yapıldığı süre zarfında beyin işlevlerinde azalma görülen kişilerde "MAPKAPK5" proteini düzeyinde de önemli oranda düşüş olduğu kaydedildi.

MAPKAPK5 proteini, kimyasal mesajları beyne taşıyor. 

Araştırmayı yöneten Steven Kiddle, "Çalışma, alzheimer ve demans gibi dejeneratif beyin hastalıklarının erken teşhisine yardımcı olması açısından büyük önem taşıyor" dedi. 

Çalışma, "Translational Psychiatry" dergisinde yayımlandı.

Dünyada 44 milyon demans ve alzheimer hastası var

Dünyada yaklaşık 44 milyon Demans (bunama) ve Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor. 2050 yılına kadar bu sayının 135 milyona yükselmesi bekleniyor. 

Alzheimer ve bunamanın geçen yılki bilançosu 600 milyar dolar olarak açıklandı.

İlk kez 1906 yılında Alman bilim adamı Alois Alzheimer tarafından tanımlanan ve 65 yaş üstü kişilerde beyin dokularında ağır hasara neden olan alzheimer hastalığı için hala etkili bir teşhis ve tedavi yöntemi bulunmuyor.  (medyafaresi.com.tr)

Oruçluyken baş ağrısı nasıl geçer?

Oruç tutarken baş ağrısı veya migren sorunu çekerseniz bu önerilerle baş ağrısından kurtulabilirsiniz.

Limon aromaterapi özellikleri sayesinde baş ağrısına iyi gelir. Bir parça limonu elinizde ovuşturup macun kıvamına getirin ve yüzünüze ve alnınıza sürün.

Baş ağrılarının belli başlı sebeplerinden biri strestir. Stres sebebiyle kaslarımız sertleşir ve baoyun ağrısıyla başlayıp baş ağrısına çevirebilir. Boynunuzu ve omzunuzu hareket ettirerek ufak egzersizleri deneyin. Oturduğunuz koltuğun rahat olmasına önem verin.

Strese bağlı baş ağrılarında yastığınıza birkaç damla lavanta yağı damlatıp uyuyabilirsiniz.

Başınız ağrıdığında baskı uygulayarak ağrıyı geçirebileceğiniz noktalar bulunur. Bu nokta baş parmağınız ve işaret parmağınızın arasında kalan eklem noktalarıdır. Bu noktayı hafifçe bastırıp yuvarlak hareketler halinde baskı uygulayın.

Migren kaynaklı baş ağrısında ışığa hassasiyet artacağından karanlık bir odada dinlenmeyi tercih edin.

Sıcak duş gevşeme hissi yaratır. Duşa giremiyorsanız ayaklarınızı sıcak su dolu bir kapta bekleyebilirsiniz.

Başınıza buz torbası koymak da baş ağrısını geçirebilir.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Çocukken dondurulan hücreleriyle bebeği oldu

Belçika’da bir kadın, henüz çocukken alınıp dondurulan yumurtalık hücreleri sayesinde çocuk sahibi olan ilk kişi oldu.

Kongo Cumhuriyeti doğumlu kadın, 5 yaşındayken orak hücreli anemi hastalığına yakalandı. 13 yıl sonra Belçika’ya göç ettiğinde ise yumurtalıklarından biri, göreceği ağır tedavi nedeniyle alındı. Tedavi sürecinde kalan yumurtalıkları ise işlevsiz hale geldi.

MUCİZE GERÇEK OLDU

Aradan 10 yıl geçip, kadın çocuk sahibi olmak isteyince, henüz adet görmeye başlamamışken alınıp dondurulan yumurtalık hücrelerinden bir kısmı yumurtalığa, bir kısmı da vücudun başka yerlerine yerleştirildi. Hasta, bundan 5 ay sonra adet görmeye başladı, 27 yaşında da doğal yoldan gebe kaldı. Geçen kasım ayında ise 3.1 kilo ağırlığında sağlıklı bir erkek çocuk dünyaya getirdi.

DÜNYADA BİR İLK

Geçmişte de dondurulmuş yumurtalık hücreleriyle yapılan kısırlık tedavileri başarıya ulaşmış, bu yöntemle yaklaşık 40 bebek doğmuştu. Ancak çocukken alınıp dondurulan yumurtalık hücreleri sayesinde sağlıklı çocuk dünyaya gelmesi bir ilk.

Her ten renginin güneşlenme süresi farklı

Güneşlenirken D vitaminini ne kadar alıyorsunuz? Prof. Dr. Necat Yılmaz, esmer tenlilerin güneşte daha fazla kalması gerektiğini çünkü açık tenlilerin D vitaminini daha hızlı ürettiğini belirtti.

Antalya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri ve klinik biyokimya uzmanı Prof. Dr. Necat Yılmaz, esmer tenli kişilerin beyaz tenlilere göre daha az D vitamini sentezlediğini, bu nedenle açık tenlilere göre daha çok güneşte kalmaları gerektiğini belirtti.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ KALP KRİZİNE NEDEN OLUYOR

Prof. Dr. Necat Yılmaz başkanlığında kentte yapılan araştırmada, D vitamini eksikliğinin kalp krizine yol açtığı tespit edildi.



ANTALYA'DA BİLE D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ VAR ÇÜNKÜ...

Konuyla ilgili açıklama yapan Yılmaz, değişen yaşam koşulları ve şehir hayatının insanları kapalı ortamlarda yaşamaya mahkum ettiğini, bu nedenle Antalya gibi bol güneşli bir kentte yaşayanlarda bile şiddetli D vitamini eksikliği görülebildiğini kaydetti. Yılmaz, akut koroner sendrom tanısı alan hastalarda, kalp spazmı geçirenlere oranla D vitamini eksikliğinin üç kat daha fazla görüldüğünü vurguladı.

AÇIK HAVADA DAHA ÇOK VAKİT GEÇİRİLMELİ

Esmer tenli bir kişinin açık tenlilere göre güneşlenme ile çok daha az D vitamini sentezleyebildiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları bildirdi: "Açık tenli bir kişinin güneşlenme yoluyla 20 dakikada üretebildiği D vitaminini esmer tenli bir kişinin üretebilmesi için güneşte en az 30 dakika kalması gerekiyor. Güneş ışınlarını deri yoluyla sentezlediğimiz D vitamini için mutlaka açık havada daha fazla zaman geçirmek ve çocukları güneşe çıkarmak lazım. Vitamin D, 200'den fazla genin üretilmesinden sorumlu bir prohormon olup, kan düzeyini mililitre başına 30 nanogram üzerinde tutulması gerekmektedir. Bu nedenle de kendimizi ve çocuklarımızı açık havada daha çok vakit geçirmeye zorlamalıyız."

5 Haziran 2015 Cuma

Dünyanın ilk kafatası nakli yapıldı

ABD'de dünyanın ilk kısmi kafatası ve kafa derisi nakli başarıyla gerçekleştirildi.


MD Anderson Kanser Merkezi ve Houston Methodist Hastanesi'nden doktorlar, yaptıkları açıklamada, ilk kez ABD'de gerçekleştirilen 15 saat süren bir operasyonla bir donörden alınan kafatası ve kafa derisinin başka bir hastaya nakledildiğini belirtti.


Doktorlar, gördüğü kanser tedavisi nedeniyle kafasında kapanmayan büyük bir yara bulunan 55 yaşındaki Jim Boysen isimli hastaya 22 Mayıs'ta kısmi kafatası ve kafa derisi nakli yapıldığını duyurdu.

Yazılım uzmanı Jim Boysen, geçirdiği operasyondan sonra verdiği röportajda, "Gerçekten çok şaşırtıcı bir durum. 21 yaşımdaki halimden daha çok saça sahibim" ifadesini kullandı.


Çocukluğundan beri şeker hastası olan Boysen, 1992 yılında böbrek ve pankreas nakli operasyonu geçirdiğini ve o zamandan beri nakledilen organların vücut tarafından reddedilmesini önlemek için ilaçlar kullandığını belirtti. Boysen, yıllarca kansere yakalanma riskini artıran bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullandığını ve daha sonra düz kas bağ dokusu kanserine yakalandığını söyledi.


Kafa derisinde oluşan kanser hücrelerine uygulanan radyoterapi nedeniyle kafasında büyük bir yara açıldığını ve yarasının aldığı ilaçlar yüzünden kapanmadığını belirten Boysen, nakledilen organlarının da fonksiyonlarını yerine getirememeye başladığını ifade etti.


Doktorlar, yeni böbrek ve pankreasa ihtiyacı olan Boysen'in kafasındaki açık yaranın kapatılması için kafatası ve kafa derisi nakli yapılmasına karar verildiğini belirtti. Kısmi kafatası nakli ameliyatından sonra, başka bir operasyonla Boysen'a böbrek ve pankreas nakli yapıldığını belirten doktorlar, Boysen'in durumunun iyi olduğunu dile getirdi. (hürriyet.com.tr)


4 Haziran 2015 Perşembe

Beynin haritasını yeniden çizen buluş

ABD'deki Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden uzmanlar tesadüfen beyinle ilgili önemli bir keşfe imza attılar.

Araştırmalara göre vücudumuzdaki lenf sisteminin kaynağı bugüne kadar bildiğimizin aksine "beynimiz" olduğu ortaya çıktı. Araştırmacı Antoine Louveau, mikroskopta beyni incelerken orada olmaması gereken bir şey gördü: Lenf damarı. Alzheimer'dan otizme birçok hastalığa ışık tutabilecek bu keşifle ayrıca MS hastalarının immün sisteminin neden zaman zaman zayıfladığı gibi birçok başka soruya da yanıt oldu.


İlk önce fareler üzerinde yapılan araştırma Nature dergisinde yayınlandı. Ancak bu damarların insanlarda da olduğunun kabul edilmesi için araştırmanın başka uzmanlar tarafından tekrarlanması gerekiyor.

Bağırsakları düzene sokmak aslında çok kolay

Gastroenterohepatoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu İbrişim, "Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve artan stres faktörleri sadece ruhumuzu değil bedenimizi de olumsuz yönde etkiliyor. Yaşam tarzımızdaki yanlışlarımız, yaşam kalitemizi bozacak düzeyde kabızlığa neden olabilir" dedi.


Hisar Intercontinental Hospital Gastroenterohepatoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu İbrişim, son yıllarda daha fazla görülmeye başlayan kabızlığı ve bu sorunu yaşamamak için neler yapılması gerektiği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kabızlık çeken kişilerin diğer aile bireylerine bakıldığında aynı yakınmaları tarifleyen anne, teyze gibi başka yakınlarının da olduğunu dile getiren Doç. Dr. İbrişim, "Kabızlık, çoğunlukla haftada iki defadan daha az, sert ve zor, parça parça dışkılama ve buna eşlik eden karında dolgunluk huzursuzluk yakınmaları oluşturur. Bazı hastalarda yaşam kalitesini bozacak düzeyde etkili olabilir. Güncel isimlendirme ile irritabl barsak sendromu yani hassas barsak olarak tanımlayabileceğimiz bu durumda barsağın beslenme faktörleri, stres gibi çevresel durumlara duyarlılığı artmıştır, barsaklar daha kıvrımlı, daha uzun veya spazma daha eğilimli olabilir. Bu da dışkılama ve gaz çıkışında sıkıntılar ve karında huzursuzluk yakınmalarını kolaylaştırabilir" dedi.




GENETİK MİRAS DEĞİŞTİRİLEMEZ AMA YÖNETİLEBİLİR

Doç. Dr. Duygu İbrişim, Genetik mirasımızı değiştiremeyeceğimizi ama yönetebileceğimizi belirterek, "Genetik mirasımızı değiştiremeyiz; ama uygun beslenme, sağlıklı hareket ve stres faktörlerinin doğru yönetilebilmesi ile en azından sorunu hafifletebiliriz. Barsak boşaltıcı ilaçları sık kullandığınızda barsağın doğal ritmini bozabilirsiniz. Bu nedenle ancak hekiminiz tarafından belirli bir süre için önerilen bazı düzenleyici tedavilerin kullanımı uygun olur.

TENCERE YEMEKLERİNİ SOFRANIZIN BAŞ TACI EDİN

Sulu tencere yemeklerini sofranızın baş tacı etmeye devam edin. Özellikle annenizin yaptığı Ayşe kadın fasulye çok değerli! Geleneksel sulu tencere yemekleri, çorbalar ve aşırı olmamak kaydıyla beraberinde ekmek tüketiminin (özellikle tam buğday) kolon kanserinden korunmada değeri büyüktür. Son yıllarda yeterince sebze-meyve içermeyen düşük lifli, kırmızı et ve hayvansal yağlardan zengin, kuru tipte beslenme, hazır gıdalar ve şarküteri ürünleri ülkemizde de yaygınlaşmaktadır. Bu batı tipi beslenme ülkemizde de sadece kabızlık değil, hemoroid sorunları, kolon divertiküler hastalığı ve kolon (kalın barsak) kanseri gibi batı toplumlarında daha sık olan diğer olumsuz durumların da artışına neden olmaktadır.



ÇAY KAHVE GAZLI İÇECEK TÜKETMEYİN

Alışkanlıklarınızı düzenleyin. Aşırı çay, kahve, alkollü ve gazlı içecek tüketiminden kaçınma, sigaradan uzak durma ve gereksiz ilaç veya bitkisel ürünlerin kullanılmaması tüm sindirim sistemimiz için koruyucudur.

Unutmayın, 'Su' gerçekten hayattır. Düzenli su içme alışkanlığı barsakların daha rahat ve düzenli çalışmasını sağlar. Kabızlığı kolaylaştıran ve bazı barsak hastalıklarını şiddetlendirebilen aşırı miktarda çay, kahve, gazlı içecekler yerine su tüketmeyi alışkanlık haline getirmek; sadece sindirim sistemi değil tüm vücut sistemlerimiz için koruyucudur. Masa başında çalışıyor ve yoğunlukta su içmeyi unutuyorsanız, yanınızda mutlaka su bulundurun, bardağınız dolu olsun ve ara ara yudumlayın, iyi geldiğini hissedeceksiniz. Özellikle kış aylarında ılık suyu tercih edebilirsiniz.



HAFTADA EN AZ 3 GÜN TEMPOLU YÜRÜYÜŞ

Sağlıklı hareket bağırsakların dostudur. Masa başı hareketsiz çalışma düzeni mide ve barsak hareketlerinin düzenlenmesini zorlaştırır, kabızlık ve bununla paralel olarak hemoroid gibi anal bölge problemlerinin daha kolay oluşmasına neden olur. Haftada en az 3 gün 20-30 dakika süre ile yapılan tempolu yürüyüş, hem barsak hareketlerinizi hem de metabolizmanızı düzenler. Ayrıca ruhsal yönden de olumlu etkiler meydana getirerek dolaylı şekilde barsaklarınıza yarar sağlar. Yüzme de vücudumuza yük bindirmeyen ve hazım sistemimiz için çok yararlı bir spordur.

Stresten uzak duramazsınız ama onunla başa çıkmayı öğrenmeniz mümkün! Tatilde rahatlıyorum, ofise döner dönmez yakınmalarım başlıyor! Stresten tamamen uzak durmak tabii ki mümkün değil. Ayrıca kontrollü dozda stresin üretkenliğimizde olumlu etkileri de var. Önemli olan bu düzeyi doğru ayarda tutabilmek ve kendimize aşırı yüklenmeden bir denge oluşturabilmektir. Bu hassas ayarın bozulduğu zamanlarda irritabl barsak sendromlu hastalarımızda yakınmaların da çoğaldığını gözlemleyebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

ORGANLARLA İLGİLİ NEDENLER MUTLAKA DIŞLANMALI

Kabızlığın bireysel ve ailesel yatkınlık, yaşam biçimi ve alışkanlıklarımızla ve ruhsal durumla çok ilişkili olduğunu belirten İbrişim, "Kabızlık yakınması ile başvuran her hastada öncelikle altta bir organik bozukluğun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Önceden dışkılama düzeni normal olan bir kişide dışkılama alışkanlıklarında değişme olması daha önemlidir. Daha önce rahat ve düzenli dışkılaması olan bir kişide ani gelişen kabızlık veya sık, cıvık dışkılamalar olması, dışkı çapında incelme, renginde koyulaşma veya açılma veya dışkıda kan görme gibi değişimler hekim değerlendirmesi ve tetkikini gerektirir. Bu bulgulara karın ağrısı, kilo kaybı, halsizlik, kansızlık gibi ek bulguların eşlik etmesi önemli hastalıkların habercisi olabilir" dedi.



KOLON KANSERİ ÖNLENEBİLİR VE TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIKTIR

Kolon kanseri ile ilgili açıklamalarda da bulunan İbrişim, "Kolon kanseri taramasında altın standart kolonoskopi incelemesidir. Bu yöntemle tüm kalın barsağın ve ince barsak son kısmının endoskopik olarak görüntülemesi yapılabilir ve şüpheli durumlarda gerekli görülen lezyonlardan alınan biyopsilerle erken tanı ve tedavi şansı yakalanır. Kolonoskopi işleminde ayrıca barsak iç yüzeyindeki polip adı verilen ve zamanla kanserleşme eğilimi olan et beni gibi kabarık lezyonların endoskopik olarak çıkarılması (polipektomi) ile ileride gelişebilecek kanser durumları da önlenebilir. Kolon polipleri 50 yaş ve üzerinde daha sık görülebildiklerinden 50 yaşına gelmiş her kişide hiç yakınma olmasa dahi tarama amaçlı kolonoskopi yapılması tüm dünyada kabul edilmiş bir öneridir. Ailesinde kolon kanseri olan veya kronik iltihabi barsak hastalıkları olan kişilerde daha erken tarama gerekli olabilir" ifadelerini kullandı.

(hürriyet.com.tr)

Ameliyatın ortasında çığlık çığlığa uyandı

Genç kadın fazlalıklarından kurtulma hayaliyle ameliyat masasına yattı. Ancak Londra'da bir klinikte başlayan ameliyat korkunç bir şekilde sona erdi. Tam olarak uyuşmadığı için operasyonun yarısında çığlık çığlığa uyanan genç kadının bacaklarına uygulanan liposuction işlemi yarım kaldı.

Korkunç olay Ann Clwyd isimli kadın politikacının mecliste verdiği soru önergesi ile ortaya çıkarıldı. Clwyd bu şekilde çalışan bir sürü sektörel klinik olduğunu ve burada etik olmayan şekilde ameliyatlar yapan cerrahlar olduğunu iddia etti. Bu şekilde fiyaskoyla sonuçlanan yüzlerce ameliyatın kamu hastanelerinde düzeltildiğini söyleyen Clwyd, bu olayın da Londra'da bir klinikte yaşandığını söyledi.

DİŞ HEKİMİ MASASINDA AMELİYAT

Operasyonu yaşayan genç kadın politikacı Clwyd'e mektup yazarak operasyonun gerçekleştirildiği masanın da diş hekimi koltuğu olduğunu tahmin ettiğini söyledi. Mektupta ayrıca şu sözlere yer verildi, "Doktorlar benden karnımın üstüne doğru dönmemi istediklerini söylediler ancak bu çok zordu. Operasyonun bazı bölümlerinde uyandım ve inanılmaz bir acı hissettim. Ayrıca çığlık atmaya başladım. Hala bacaklarımdan yağ almaya devam ediyorlardı. Doktor bana her şeye rağmen devam edeceğini söyledi. Aksi takdirde ise bacaklarımın pürüzlü bir şekilde kalacağını belirtti."

Clwyd ise anestezi uzmanı olmadan genel anestezi yapıldığını, cerrahi pratiği olmayanların da cerrahi operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Sağlık skandalı İngiliz Daily Mail Gazetesi'nde yer buldu.

(hürriyet.com.tr)

3 Haziran 2015 Çarşamba

Yatağa çıplak girin

Pijamaları, salaş gecelikleri unutun çünkü çıplak uyumak sağlığınız için daha faydalı.


Amerikan Ulusal Uyku Derneği'nin yaptığı uluslararası bir araştırmaya göre her 3 yetişkinden bir tanesi çıplak uyuyor. Dr. Sarah Brewer, "Çırılçıplak uyumak vücut ısınızı düzenliyor ve en iyi gece uykusunu geçirmenizi sağlıyor." dedi.

VÜCUT ISISI DÜŞÜNCE UYKUYA DAHA HIZLI DALINIYOR

Brewer, bunun sebebinin çıplak insanların vücut ısısının düşmesiyle daha hızlı uykuya dalması ve daha kaliteli uyuması olduğunu söyledi. Araştırmaya göre pijamalardan kurtulmak, ayrıca yatakta vücut ısısnın yükselmesini önleyerek cilt sorunlarını da çözebilir.

Dr. Brewer ayrıca çıplak uyumanın faydaları ile ilgili olarak şunları da söyledi, "Özellikle yaz aylarında havalandırılmış bir odada çıplak uyumak sıcak havanın getirdiği cilt problemlerini de yok edebilir. Erkeklerde çıplak uyumak ise testosteron seviyesini dengeliyor. Ayrıca çıplak uyumak hem kadın hem de erkeklerin kendisini daha seksi hissetmesini sağlıyor ve çiftler arasındaki bağı güçlendirerek, vücutları konusunda özgüveni de artırıyor."