25 Temmuz 2017 Salı

Kalın bağırsak kanserinde tedavi yolları

Kolorektal cerrahi ve proktoloji (bağırsak ve makat hastalıkları) alanında çalışan Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, kalın bağırsak kanserinde tedavi yollarını anlattı.

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, kalın bağırsak kanserinde direkt temas yolu, lenf, kan veya karın zarı (periton) yolu ile yayılma veya metastaz yapabildiğini ve vakaların % 30'unda lenf bezlerine ve %50'sinde karaciğere ve %10'unda ise akciğere yayılma görüldüğünü belirtti. Peki kalın bağırsak kanserinin tedavisinde hangi yollar izleniyor?
Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, kalın bağırsak kanseri tedavisinde kullanılan yöntemleri anlattı:
“Cerrahi tedavi, kemoterapi, ışın tedavisi (radyoterapi) ve hedefli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Tümörü ve lenf bezlerini çıkartmaya yönelik cerrahi işlem, kalın bağırsak veya kolon kanserleri için en yaygın olarak tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat öncesinde bağırsak hazırlığı veya bağırsak temizliği uygulanır. Ameliyat öncesinde, enfeksiyondan korunmak için antibiyotik ve bağırsak kanseri hastalarında sıkça rastlanılan damarlardaki pıhtılaşmayı önlemek içinse düşük molekül ağırlıklı heparin (kan sulandırıcı) ilaçları uygulanır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri ameliyatı açık cerrahi, laparoskopik cerrahi veya robotik cerrahi yöntemlerinden birisi ile gerçekleştirilebilir.”
ROBOTİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI
“Laparoskopik cerrahi veya robotik cerrahi yöntemleri, birkaç küçük delikten kalın bağırsak kanserinin alınması ve farklı bir bölümünden az daha büyük bir kesi yaparak tümörlü kalın bağırsağın bir torba içinde deriye temas ettirilmeden (bölgesel tümör ekimini önlemek için) dışarıya alınması prensibi ile gerçekleştirilir. Her iki teknikte, daha az ağrılı olma, daha erken işe geri dönme olanağı, daha az sıklıkta ameliyat yeri fıtığı belirlenmesi gibi avantajlar taşırlar. Kalın bağırsak kanserinin cerrahi tedavisinden sonra ağrı olabilir, ancak ilaçlarla kontrol altına alınır, birkaç gün gıda verilmeyip serum tedavisi uygulanabilir. Kanser hücrelerinin öldürülmesi ve çoğalmalarını önlemek için kemoterapi uygulanması gerekebilir. Kemoterapi genellikle, iki veya daha fazla ilacın karışımı şeklinde uygulanır. Kalın bağırsak kanserinde kemoterapi uygulaması, ortalama iki haftada bir ve 6 ay süre ile yapılır.”
IŞIN TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?
“Radyasyon veya ışın tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek ve çoğalmalarını önlemek için yüksek enerjili X ışınlarının kullanımını içerir. Radyasyon tedavisi, cerrahiden önce (tümörü küçültmek ve nüks şansını azaltmak amacıyla) veya cerrahiden sonra kullanabilir. Işınlar dışarıdan (eksternal radyasyon) veya doku içerisine yerleştirilen bazı iğneler ile doku içerisine verilir (internal radyasyon).
KALIN BAĞIRSAK KANSERİNDE HEDEFLİ TEDAVİLER
“Kemoterapinin kanser hücreleri yanında sağlıklı hücrelerde etki etmesi nedeniyle, bu yan etkiden korunmak amacı ile hedefli tedaviler geliştirilmiştir. Sadece o hedefler için özel olarak geliştirilmiş ilaçlarla (monoklonal antikor tedavisi) kanser hücrelerinin vurulmasını amaçlar. Monoklonal antikor tedavisi, bağışıklık sisteminin tek bir hücresinden laboratuvar ortamında üretilen kanser hücreleri savaşacak olan antikorlar ile gerçekleştirilir. Bu antikorlar kanser hücrelerine yapışır, onların büyümelerini ve yayılmalarını engellerler. Monoklonal antikorlar damardan verilir, tek başlarına ilaçları taşırlar, bazı zehirleri ve radyoaktif maddeleri normal hücrelere ulaştırmadan direkt olarak kanser hücrelerine taşıyabilirler.” Sözcü

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Sıcağa aldanma, yaz gribi olma!

“Yazın grip mi olurmuş?” demeyin, grip sınıflamasına girmese de, genel itibariyle “soğuk algınlığı” diyebileceğimiz üst solunum yolu enfeksiyonları, yazın da kapımızı çalabilir. İçinde bulunduğumuz sıcak yaz ayları, grip salgınlarının cirit attığı kış aylarından daha güvenli görünse de, vücudumuzun çevre sıcaklığıyla alışveriş dengesini kurmakta zorlanabileceğini akılda tutmak gerekir. Yaz aylarında sıklıkla, soğutma sistemleri ve havuzlardan bulaşan yaz dönemi hastalıklarıyla karşılaşılıyor.

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, yaz aylarında da görülen ‘üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunma yolları’ hakkında şunları söyledi.
Yazın, bol su tüketin
Yaz aylarında bol su tüketilmesi gerektiğini anlatan Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, “İnsan vücudu, her aktivitesiyle ısı üretir. Açığa çıkan bu ısıyı, çeşitli şekillerde uzaklaştırırız ve sabit tutmaya çalışırız. Bu mekanizmaların temel malzemesi ‘su’dur. Yazın, kış aylarına göre, su kaybımız daha fazladır. Vücudumuzdaki ısı düzenlenmesi için bir gün içindeki su tüketiminin 2 litrenin altına inmemesi gerekiyor. Su tüketiminin 2,5 litrenin üzerine çıkılması da faydasızdır ve hatta zararlı olabilir” dedi.
Klimalar, yaz gribine sebep oluyor
Yaz gribinin, klimalardan bulaştığını ifade eden Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi: “Klimalar, ortamın sıcaklığını azaltırken, nemini de beraberinde azaltıyor. Bu nedenle, ortamı nemlendirici önlemler alınmalıdır. Klimalar ilk çalıştırıldığında bir süre pencereler açılmalıdır ki, böylece ilk üflemeyle havalandırmada bulunan mikroorganizmaların tümünün odaya yayılması azalsın. Yazın yapılan en büyük hatalardan birisi de; çok sıcak ortamlardan, hızlı bir şekilde çok soğuk ortamlara girilmesidir. Ani sıcak ve soğuk hava dalgaları, kalp krizi riskini artırabilir, ayrıca değişik hava akımları migren krizine neden olabilir. Ani sıcaklık değişimi nedeniyle grip, farenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı, bademcik enfeksiyonu gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir” diye konuştu.
Lejyoner hastalığı, hayati tehlikeye bile neden olabilir  
Lejyoner hastalığının tehlikeli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları kaydetti: “Lejyoner hastalığı klimalar, soğutma sistemleri ve havuzlardan bulaşıyor ve tehlikeli olabiliyor. Bu hastalığı yapan mikroorganizma, bakımı iyi yapılmayan klimalar, soğutma havalandırma sistemleri, havuzlar ve suyun göllendiği akarsularda çoğalma imkanı buluyor. Önlenmesi için havuzların bakım, ilaçlama, havalandırma ve zemin temizliği işlemleri ile su değişiminin, zamanında ve özenle yapılması gerekir. Bu hastalık; ateş, halsizlik, kas ağrıları ile başlar ve daha sonraki süreçte de öksürük, balgam çıkarma, derin nefes alma gibi ciddi tablolara sebebiyet verebilir. Grip ile benzer belirtiler gösterse de, hastalığı yapan bir virüs değil, “Legionella pneumophila” adlı bir bakteridir. İnsandan insana bulaşmaz. Lejyoner hastalığı, zamanında tedavi edilmezse hayati tehlikeye bile neden olabilir” şeklinde konuştu.
Yaz sıcaklarında, genel sağlıkla ilgili 10 öneriye dikkat edin!
1-Sık aralıklar ile günde 2 litre su tüketin. Deniz ya da havuza girdiğiniz günlerde, daha fazla su için.
2-Deniz veya havuz sonrası, ya da yoğun terleme sonrası, duş alarak vücudumuzu temiz ve kuru tutun. Saçlarınızı ve kulak kanalınızı mutlaka kurulayın, nemli kalmasın.
3-Terli kıyafetleri sıklıkla değiştirin. Islak deniz kıyafetleriyle kalmayın.
4-Cildin havalanmasını sağlayacak, hafif kumaşlardan yapılmış kıyafetleri tercih edin.
5-Islak veya terli iken, klima veya rüzgara maruz kalmayın.
6-Soğuk gıda ve içecekleri hızlı tüketmeyin.
7-Sindirimi zor, ağır yemeklerden kaçının. Meyve ve sebze gibi su içeriği yüksek besinlerin tüketimine ağırlık verin.
8-Yazın, ağır sporlar yapmayın. Ancak, dolaşım sisteminin zindeliği için de hareketsiz kalmayın.
9-Klimayı, sık sık açıp kapamayın. İdeal serinlik derecesine göre ayarını yapın ve çok değiştirmeyin. Bakımlarını düzenli olarak, yılda iki kez yaptırın ve filtrelerini zamanında yenileyin. Klimaların, gündüzleri 19-20, geceleri ise 22 - 23 derece bir sıcaklığa ayarlanmaları idealdir.
10-Üfleme ayarı en yavaşta, yönü odanın tavanına doğru olmalıdır ve asla direk olarak sizin üzerinize doğru olmamalıdır. Eğer gece üşümeyle uyanırsanız, klimayı kapatmak yerine, ısısını 2-3 derece yükseltin.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Kolon kanserine karşı üzüm

ABD'de yapılan bir araştırma üzümün kolon kanserine karşı koruyucu olduğunu ortaya çıkardı.
Onkoloji uzmanlarının ABD'de yaptığı bir araştırma, üzüm yemenin kolon kanserine yakalanma riskini düşürdüğünü ortaya çıkardı. Üzümde bulunan resveratrol adlı maddenin kolon kanserine yol açan kök hücrelerin üremesini önlediği ifade edildi.

14 Temmuz 2017 Cuma

Domates üreticileri Canan Karatay'a dava açıyor

Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (SERA-BİR) Başkanı Müslüm Yanmaz, "Domates zararlı değildir, tekniğine uygun yetiştirilen domates ömrü uzatır. Topraksız kültürde üretim yapan işletmeler olarak seralarımızda hiçbir şekilde hormon, ilaç veya insan sağlığına zararlı katkı maddeleri kullanılmamaktadır" ifadesini kullandı. Yanmaz, Prof. Dr. Karatay hakkında dava açmaya hazırlandıklarını kaydetti.
Yanmaz, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de arılı sistem ve iyi tarım uygulamalarıyla hormonsuz ve kalıntısız yetiştirilen domatesin, tüm dünya ülkelerinden talep gördüğünü belirtti.
Birlik olarak Türkiye genelinde 11 bin dekar alanda, topraksız arılı sistemle, yüksek teknolojili seralarda domates üretimi yaptıklarını bildiren Yanmaz, söz konusu işletmelerin uluslararası alanda geçerliliği bulunan belgelere sahip olduğuna dikkati çekti.
Yanmaz, şunları kaydetti:
"Domates zararlı değildir, tekniğine uygun yetiştirilen domates ömrü uzatır. Topraksız kültürde üretim yapan işletmeler olarak seralarımızda hiçbir şekilde hormon, ilaç veya insan sağlığına zararlı katkı maddeleri kullanılmamaktadır. Seralarımız gerek bakanlık, gerekse uluslararası belgelendirme kuruluşları tarafından denetlenmektedir. Son dönemde Prof. Dr. Canan Karatay tarafından halkı yanlış bilgilendiren mesnetsiz ve gerçek dışı açıklamalar yapılmaktadır. Kendi alanı dışında açıklamalar yapan ve halkı yanlış bilgilendiren Canan Karatay'ı şiddetle kınıyor ve yasal süreci başlatacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz." cnntrk

13 Temmuz 2017 Perşembe

Beyin kanamasına karşı 4 önlem

Hava sıcaklıklarının artması birçok sağlık riskini beraberinde getiriyor. Özellikle tansiyon hastalarının sıcak havalarda beyin kanaması geçirme riski çok yüksek. İşte beyin kanamasına karşı alınabilecek 4 kolay önlem...
Beyin kanaması riski sıcak havalarda artıyor. Bu tehlikeye karşı yapılması gerekenleri Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin, Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat İmer anlattı.
Tansiyonun ani ve denetimsiz yükselmesinin beyin kanamasına neden olabildiğini hatırlatan Prof. Dr. İmer, doğumsal damar değişikliği, pıhtılaşmayı engelleyici ilaç kullanımı, bazı karaciğer hastalıkları, yüksek dozda alkol kullanımının da söz konusu komplikasyona yol açtığını belirtti.
NASIL ÖNLEM ALINIR?
Beyin kanamasında ciddi baş ağrısı, bulantı, kusma, bilinç kaybı gibi belirtilerin ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. İmer, “Kanamanın olduğu beyin bölgesine bağlı olmak üzere felç ve birtakım belirtiler gelişebilir. Şeker hastalığı, damar sertliği, tansiyon yüksekliği olan kişilerde bu tablonun ortaya çıkması durumunda, beyin kanaması ihtimali düşünülerek hasta hemen hastaneye götürülmeli.” diye konuştu.
Sıcak havaların özellikle tansiyon hastalarında beyin kanaması riskini artırdığını belirten Prof. Dr. İmer, şu tavsiyelerde bulundu;
1) Güneşin direkt etkilerinden korunmak için şapka ya da bandana ile dolaşılmalı.
2) Sabah 10.00 ile öğleden sonra 14.00 arasında güneş altında kalmamalı.
3) Aç kalmamaya dikkat edip sağlıklı ve düzenli beslenmeye özen gösterilmeli.
4) Gün içerisinde artan su ihtiyacını giderilmeli. İlaçlarını düzenli olarak alınmalı. Tansiyon kontrolleri daha sık yaptırılmalı.Sözcü

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Canan Karatay'dan domates uyarısı

Ekmek ve şeker tüketimine savaş açan Prof. Dr. Canan Karatay, bu kez domatesi mercek altına aldı. Domatesin bir sebze değil meyve olduğunu bu yüzden de içinde bol miktarda şeker barındırdığını kaydeden Karatay, "Şimdi bir bahçeniz varsa domateslerin kızarmadığını göreceksiniz halen yeşil. Benim gibi yapacaksınız. Eylül ayında doğal bir domates bulup kendi domatesinizi kış için hazırlayacaksınız." dedi.
Karatay, şöyle konuştu:
"Domates meyvedir. Ama biz sebze olarak ayırmışız. Çok fazla tüketildiğinde özellikle haziran ve temmuz ayında hastalarımın hem şekerleri hem de ürük asitleri yükselir. Diyorlar ki Canan Karatay karbonhidrat vermiyor. Domatesde de yeşil fasulyede de baklada da şeker var.
İlaçlı tarım zehiriyle büyütülüyor. Tarım zehirleri bütün hastlalıkların sebebi. Kanser de dahil. Şuanda domatesin dönemi değil. Doğru mevsim eylül ayında. Yapay olarak her mevsim piyasaya sürülen sebzeler tehlikeli. Mevsiminde yiyeceksiniz diyorum. Şimdi bir bahçeniz varsa domateslerin kızarmadığını göreceksiniz halen yeşil.  Siz ona dikkat edin. Benim gibi yapacaksınız. Eylül ayında doğal bir domates bulup kendi domatesinizi kış için hazırlayacaksınız." (Star Haber)

9 Temmuz 2017 Pazar

Halsizliğinizin sebebi bu olabilir?

Artan hava sıcaklıkları halsizlik, baş dönmesi gibi sorunlara neden olabiliyor. Yaz aylarında yeterli sıvı alımına dikkat çeken uzmanlar, susuz kalmanın birçok soruna neden olduğunu söylüyor.
Bugünlerde sağlık için yapılması gereken en önemli şey su içmek! Artan sıvı kaybının halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, böbrek yetmezliği hatta bilinç kaybı bile yapabileceğini söyleyen Liv Hospital Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat “Özellikle kalp, böbrek veya karaciğer gibi sıvı dengesinin belirli bir dengede olması gereken hastalar kendilerine çok dikkat etmeli, almaları gereken sıvı miktarını doktorlarına sormalıdır. Sağlıklı kişiler eğer aşırı miktarda su kaybetmiyorsa genellikle günde 2-3 litre sıvı almalıdır” diyor…
YAŞLILAR VE BEBEKLERDE DAHA BELİRGİN
Yaşam için vazgeçilmez bir madde olan suyun vücudumuzdaki dengesi böbrekler başta olmak üzere birçok organ tarafından sağlanır. İdrar, dışkı, ter ve solunum yolu ile kaybettiğimiz suyu yediğimiz yemekler, içtiğimiz su/sıvılar ile yerine koyar, vücut için gereken dengeyi farkında olmadan sağlarız. Yaz günleri gibi havanın sıcak olduğu zamanlarda özellikle terleme ile daha fazla sıvı kaybederiz. Sıvı kaybı özellikle yaşlılarda ve bebeklerde daha belirgin olur. Sokakta oynayan çocuklar da farkında olmadan sıvı kaybedebilirler. İshal, kusma gibi olağan dışı sıvı kayıpları yaşlı ve çocuklarda dramatik sorunlara yol açabilir.
BİLİNÇ KAYBINA NEDEN OLABİLİR
Su kaybının en sık belirtisi susuzluk hissi ve halsizliktir, ağız kurur. Halsiz kalan kişi kendini kötü hisseder, canı bir şey yapmak istemez. Sıvı kaybı artınca baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ortaya çıkar. İleri sıvı kayıplarında tansiyon düşer, nabız artar, kas krampları oluşur, böbrek yetmezliği ortaya çıkar ve bilinç kaybı olabilir. Aşırı sıvı kayıplarına bağlı ortaya çıkan sorunlar kalp, beyin, böbrek, karaciğer gibi organlarda ilave bozukluklara yol açar. Bu bozuklukları tedavi etmektense önlemek her zaman hem daha kolay hem de daha ucuzdur. Bu nedenle özellikle kalp, böbrek veya karaciğer gibi sıvı dengesinin belirli bir dengede olması gereken hastalar kendilerine çok dikkat etmeli, almaları gereken sıvı miktarını doktorlarına sormalıdır. Sağlıklı kişiler eğer aşırı miktarda su kaybetmiyorsa genellikle günde 2-3 litre sıvı almaları yeterlidir.
SU İÇEMİYORSANIZ…
Su içemeyen veya içmeyi sevmeyenler alternatif sıvıları tercih edebilirler. Meyve suları, çay, kompostolar, ayran, süt, limonata, taze meyve suları, karpuz, kavun gibi meyveler iyi seçeneklerdir. Meyve suları şeker hastalarında veya çocuklarda problem yaratabilir. Tuzlu ayran da kalp veya yüksek tansiyon hastalarında sorun yaratabilir. (sözcü.com.tr)

Portakal yemek, bunama riskini azaltıyor

Yeni yapılan bir araştırmaya göre her gün portakal yemek bunama riskini düşürüyor.
Japonya'da yapılan bir araştırma, her gün 1-2 portakal yemenin bunama riskini yüzde 23 düşürdüğünü ortaya çıkardı. Portakalda bulunan nobiletin maddesinin hafızadaki zayıflamayı durdurmaya yardımcı olduğu belirlendi.

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Güneş kremi ile denize girmek kanser mi yapıyor?

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Betül Görgen uyardı: Kanser olmak istemiyorsanız, yüzmeye giderken güneş koruyucu sürmeyin. 

Güneş kremlerinde kullanılan avobenzon, UV ışınlarının cilde zarar vermesini engeller. Fakat içerdiği bileşimler, klor ve güneş ışığıyla reaksiyona girdiğinde, kanser riskini artırarak ölümcül olabilir.
“Kanser olmak istemiyorsanız, yüzmeye giderken güneş koruyucu sürmeyin” diyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Betül Görgen, koruyucular hakkında önemli bilgiler verdi:
“Avobenzone, dünya çapında çok popüler bir güneş koruyucu. Çeşitli dalga boylarındaki güneş ışığını absorbe ederek ciltte oluşabilecek hasarın önüne geçiyor. Ancak cildi koruması için kullanılan kimyasal, klor ve UV ışınlarıyla reaksiyona girerek toksik hale dönüşüyor.
Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan deneylerde, aşırı derecede toksik bulunan kimyasallar, ölümcül tümör gelişimi ve kısırlıkla bağlantılı bulundu.
KOZMETİK ÜRÜNLERDE DE KULLANILIYOR
Popüler kozmetik ürünlerde yer alan bazı kimyasallar, çevresel faktörlerle reaksiyona girerek, çok daha toksik ve zararlı formlara dönüşebilmektedir.
Dünya üzerinde milyonlarca insan Avobenzon içeren güneş koruyucuları kullanıyor. Çünkü bu madde UV ışınlarını absorbe ediyor. Güneş koruyucular kadar, bazı kişisel bakım ürünleri de (makyaj malzemeleri, nemlendiriciler ve dudak merhemleri) bu maddeyi içeriyor.
Korunmasız olarak güneşe maruz kalmanın cilt kanseriyle bağlantısı kesin olarak bilindiğinden, güneş koruyucuları tümüyle reddetmek doğru olmaz.
Araştırmacılar şimdi bu kimyasal etkileşimin deniz suyunda mı ve havuz suyunda mı daha fazla olduğu konusuna yoğunlaşmaktadır.
KISIRLIĞA YOL AÇIYOR
Nisan ayında Danimarka'da yapılan bir araştırmanın sonuçları, güneş koruyucuların sperm hücrelerini tahrip ederek kısırlığa yol açtığını ortaya çıkardı.
Güneş ışınlarını bloke eden ürünlerde kullanılan bu maddelerin hemem hemen yarısı, kadındaki progesteron hormonuna benzer etkilere sahip. Bu da sperm hücrelerinin normal işlevini bozuyor.”
Op. Dr. Betül Görgen, bu tip bilimsel çalışmalar baz alınarak, milyonların sağlığını korumak için, bu tarz ürünlerin kısıtlanabileceğini hatta yasaklanabileceğini söylüyor. Sözcü

3 Temmuz 2017 Pazartesi

Çocukları tehdit eden 6 yaz hastalığı

Çocukların açık havada daha fazla zaman geçirdiği yaz ayları olumlu yanlarının yanı sıra bazı risklere de davetiye çıkarıyor. Besin zehirlenmelerinden böcek ısırıklarına, güneş yanıklarından idrar yolu enfeksiyonlarına hatta boğulmalara dek birçok sorun çocuklar için risk oluşturuyor.

Yazın yetersiz sıvı almak, ısının en yüksek olduğu saatlerde güneş altında uzun süre kalmak, yeterince temizlenmemiş besinleri tüketmek, hijyeninden emin olunmayan sulara girmek, kesici ve delici aletlerle oynamak çocuklar için risk yaratabiliyor.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, yaz aylarında çocukları tahdit eden ve en sık görülen 6 yaz riskini anlattı, uyarı ve önerilerini şöyle aktardı:
1-Sinek ve böcek ısırıkları: Önce ısırık bölgesini su ve sabunla yıkayın. Isırılan yere hemen karbonatlı su ya da kaşıntıyı kesen losyon sürmeyin. Kaşıntıyı azaltmak için 10 saniye parmakla baskı uygulayın. Buz uygulaması, amonyaklı su ile kompres de iyi gelecektir. Kaşıntı çok şiddetliyse hekime danışarak krem kullanabilirsiniz. Kırsal bölgelerde çocuğunuzu pencereler kapalıyken uyutun ve giysilerini kontrol etmeden giydirmeyin. Piknik alanına giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta giydirmeyin. Arabanın camlarını kapalı tutun. Arı sokması ise çok ciddi sorunlara hatta hayati riske neden olabildiğinden mutlaka o bölgeyi sabun ve bolca soğuk su ile yıkayın; eğer vücutta şişme ve kızarıklıklar oluşuyorsa hemen hastaneye gidin.
2-İshal ve besin zehirlenmesi: Kaynağı bilinmeyen, açıkta satılan veya dağıtılan denetimsiz içme suları ve bu sularla yıkanmış sebze ve meyveler, temiz olmayan havuzlar, iyi şartlarda saklanmamış besinler yaz aylarında ishal ve besin zehirlenmelerine sıkça neden oluyor. İshale kusma, ateş, halsizlik, kırgınlık ve titreme de eşlik edebiliyor. Öncelikle çocuğunuza temizliğinden emin olmak kaydıyla bol bol su içirin. Ateşini düşürün, semptomlarını rahatlattıktan sonra doktora başvurun.
3-Güneş çarpması ve güneş yanıkları: Güneş çarpması; ateş yükselmesi, halsizlik, kusma hatta bilinç kaybına neden olabilirken çocuğunuzun özellikle öğle saatlerinde güneşte kalmamasına, açık alanda oynamamasına dikkat edin. İnce ve açık renkli giysiler giydirin, bol su içirin. Güneş yanıklarını engellemek için de güneşin rahatladığı saatlerde oynamasına, yüksek koruma faktörlü krem sürmeden dışarı çıkarmamaya, ince pamuklu kıyafetler giydirmeye özen gösterin.
4- Kene ısırığı: Kene ısırığı halsizlikten şiddetli ağrıya, burun kanamasından kanlı dışkılamaya dek birçok şikayetle kendini gösteriyor. Kene ısırığına karşı; piknik alanlarına giderken (su kenarları, otlaklar, çalılık vb) uzun giysiler giyin, bacaklarınızı açıkta bırakmayın, paçaları çorap içine koyun. Böcek kaçırıcı sıvı ve jeller de cilde sürülebilir veya giysilere emdirilebilir. Ancak bu maddelerin az da olsa sağlık için sakıncaları olduğunu dikkate alın. Dönüşte tüm vücudunuzu kontrol edin, yapışık keneyi çıkartmaya zorlamayın, hemen en yakın sağlık kuruluşuna gidin. Kibritle yakma, kenenin üzerine kolonya, alkol veya kimyasal madde sürmek tehlikeli.
5- İdrar yolu enfeksiyonu: Özellikle kız çocuklarda sık görülüyor. Yazın görülme sıklığı daha da artıyor. Hijyeni iyi olmayan havuz ve kirli deniz idrar yolu enfeksiyonuna neden olabiliyor. Sık idrara çıkma, mide bulantısı, halsizlik ve ateş gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonlarından korumak için temizliğinden, hijyeninden emin olmadığınız havuza sokmayın, umumi tuvaletlerde özen göstermesi için bilinçlendirin. Hastalığın tedavisinde bol sıvı ve doktor kontrolünde antibiyotik gerekiyor.
6- Tatil kazaları: Yazın vücut veya kafada oluşan kesikler ile özellikle bisiklet ve paten düşmelerinden sonra görülen kırıklar ve yumuşak doku travmalarına sık rastlanıyor. Bisiklet ve paten binerken çocuğunuza kask, kolluk ve dizlik kullandırmaya dikkat edin. Yazın boğulmalara da sık rastlandığından çocuğunuz havuzda ve denizdeyken çok dikkatli olun, yüzme bilmiyorsa kolluk veya simit olmadan kesinlikle suya sokmayın. Yüzme bilse dahi gözünüzle takipte olun, ona ulaşabileceğiniz mesafede olmasına özen gösterin. (ntvmsnc.com.tr)

Kolera salgını 1500 can aldı

Dünya Sağlık Örgütü, Yemen’de hızla yayılan kolera salgını nedeniyle son iki ayda 1500 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Örgüt, Nisan sonundan bu yana 246 bin şüpheli kolera vakasının görüldüğünü bildirdi.
Dünya Sağlık Örgütü Yemen Temsilcisi Nevio Zagaria, başkent Sana'da yaptığı basın toplantısında ölü sayısının iki hafta öncesine göre 1300 arttığına dikkat çekti.
Zagaria, ülkede patlak veren ikinci kolera salgınında vaka sayısının son iki ayda 10 kat arttığını söyledi. Hayatını kaybedenlerin dörtte biri ise çocuk.
Yemen’de iki yıldan uzun süredir, Suudi Arabistan destekli hükümet güçleriyle, İran destekli Husi isyancılar arasındaki çatışmalar nedeniyle tüm altyapı çöktü, hastaneler zarar gördü.
Yaklaşık 3 milyon kişinin, temiz içme suyu ve gıdaya erişim yok. Ülkede temizlik işçileri maaş alamadıkları için grevde; atıklar ve çöpler toplanmıyor. İlaç temininde de büyük sıkıntılar yaşanıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre Yemen’de 2015’ten bu yana 7 bin kişi hayatını kaybetti, 3 milyon evlerinden oldu. Ülkenin üçte biri kıtlık kriziyle karşı karşıya.