diş çektirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diş çektirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2017 Cumartesi

Dikkat! 20'lik diş buna neden oluyor!

20 yaş dişleri, insan türünün alt ve üst çenesinde bulunan azı dişleri arasında en arkada, üçüncü azı dişleridir. Her bir çenenin iki köşesinde birer tane olmak üzere 4 tanedir. 20'nci yaş dişleri, 17-25 yaş arasında çıkmaya başlar ve genellikle sorun yaratırlar...İşte bu sorun yaratan dişimizle ilgili tüm bilinmeyenleri Dent Suadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan anlattı.

Hepimizin 20 yaş dişi hikayesi vardır. Duyarsınız mutlaka; kimisinin dişinin çıkamadığını, kimisinin dişinin cerrahi olarak çekildiğini, kimisinin ise hiç 20 yaş dişi olmadığını…
Yıllarca insanlar bu dişlerin neden var olduğunu anlayamamış ve bir çeşit "lanet" olarak görmüşlerdir; ki bu dişin çıkarken yarattığı sıkıntıyı en iyi , bu dişleri sorunlu olarak çıkan kişiler bilir. Ancak Evrimsel Biyoloji'nin gelişimiyle birlikte, 20 yaş dişleri de insanda görülen körelmiş organ ve yapılardan birisi olduğu ortaya çıkmıştır.
Yani eskiden insan türünün çenesi çok daha genişti ve daha fazla dişi vardı. İşte 20 yaş dişleri bu zamanlarda otların daha güçlü bir şekilde, daha hızlı ve daha etkili parçalanmasını ve öğütülmesini sağlamaktaydı. Yavaş yavaş et tabanlı bir diyete geçişle önemli sonuçlar ortaya çıktı. Sindirim sistemimiz boyunca pek çok organın evrim geçirmesi gerekti. Ağızdaki en büyük değişim de çene yapımızın daralması ve 20 yaş dişi ihtiyacının ortadan kalkması oldu.
Peki bu nostaljik diş neden sorun çıkartıyor?
Çünkü evrimle birlikte değişen çene yapımızda, zaten gelişimini geç tamamlayan bu diş bazen yer bulamıyor kendine. Ya doğru pozisyonda çıkamayarak diğer dişleri sıkıştırır, ya hiç çıkamayıp gömülü kalıp saatli bomba gibi patlayacağı zamanı bekler. Bazen de çıktığında diğer dişlere nazaran çürük oluşumuna yatkın olur. Çoğunlukla da iltihabi oluşum ve ağrıya sebep olur.
Eğer 20 yaş dişi doğru pozisyonda ve şekilde çıkmışsa diğer dişler için sorun yaratmıyorsa dokunmaya gerek yok. Düzenli diş hekimi muayenesi ile kontrol altında tutulabilir. Fakat ağrı yaratıyor, iltihap oluşturuyor, diğer dişleri sıkıştırıyorsa, evet, deneyimli hekimler ve çene cerrahisi uzmanı tarafından çekilmesi gerekir.
20 yaş dişi ameliyatı nasıl bir işlemdir?
20 yaş dişi operasyonlarında ilgili bölge lokal anestezi ile uyuşturulur, dişin etrafındaki kemik uygun görülürse kaldırılır ve dişin çekimi yapılır. Çekim sonrası bölgeye dikiş atılır. Dikişler 7-10 gün arasında alınır. Hekim gerekli görürse operasyon sonrasında antibiyotik ve ağrı kesici ilaç reçete edebilir.
Çekildikten sonra neler yapmalıyız?
Çekim sonrasında yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak için 30 dakika süre ile ısırılmalı. İlk 2 gün ağrınız olabilir.İlk 24 saat tükürme ve çalkalama yapılmamalı.
Sigara kullanıyor iseniz yaranın iyileşmesini olumsuz yönde etkileyip ciddi sorunlara yol açacağı için işlemden sonra 48 saat sigara içilmemeli .
Operasyon sonrası bölgede ödeme bağlı şişlik ve morarma olabilir. Morluk oluşursa korkulmamalı komşu cilt altı dokulara kanın birikmesi sonucu cildinizde görülebilir. 7-10 gün içinde hafifleyerek kaybolacaktır.
İlk 24 saat buz kompres yapılarak ödem kontrol altında tutulabilir. Asitli, acılı ve çok sıcak gıdalar tüketilmemelidir.
Yoğurt ,püre , muz, dondurma gibi tanesiz ve çorba gibi, yumuşak ve ılık yiyecekler ile beslenilmelidir. Hekim ilaç reçete etmiş ise ilaçlar düzelli kullanılmalıdır

11 Ocak 2017 Çarşamba

'Diş çürüğü ilacı' dolguların yerine geçebilir

Bilim insanları, dişlerin kendi kendilerini tamir edebileceğini, böylece dolgu yaptırmaya gerek kalmayabileceğini belirtiyorlar.

Londra merkezli King's College Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı, fareler üzerinde yaptıkları deneyde, bir çeşit kimyasalın diş özündeki hücreleri harekete geçirerek, ufak çürükleri tedavi edebileceğini buldular.
Kullanılan yöntemde, biyolojik olarak çözünebilen bir sünger ilaca batırılıyor ve daha sonra diş çukuruna yerleştiriliyor.
'Science Reports' dergisinde yer alan çalışma sonucunda "tam, etkili ve doğal tedavi" elde edildi.
BBC Türkçe'de yer alan habere göre dişler sınırlı ölçüde kendilerini yenileyebilir özelliklere sahipler. Dişler, diş minesinin altındaki katman olan dentini ince bir tabaka halinde yineleyebiliyorlar, ancak bu büyük diş çukurlarını doldurmaya yetmiyor.
Genellikle dişçiler, diş çürüğünü tamir etmek ya da metal civa alaşımı (amalgam) veya toz cam ve porselen karışımıyla doldurmak zorundalar.
Bu dolguları bir kişinin tüm hayatı boyunca birkaç kez değiştirmek gerekebiliyor, bu yüzden araştırmacılar dişin kendini yenilemesini sağlayarak çürükleri doğal yollardan tedavi etmenin yolunu arıyorlar.
'Tideglusib' isimli ilacın diş özündeki kök hücre oluşumunu harekete geçirerek, bir farenin dişindeki 0.13 milimetrelik delikleri tamir edebildiğini buldular.
Dişteki çürüğe önce ilaca batırılmış bir sünger yerleştiriliyor, ardından üzerine koruyucu bir kaplama yapılıyor.
Yeni bir tedavi
Araştırma ekibinde yer alan Profesör Paul Sharpe, BBC'ye yaptığı açıklamada "Sünger çözünebilir, işin en önemli noktası bu" diyor.
"Süngerin yerleştirildiği yer minerallerle doluyor, neticede dentin kendini yeniliyor, böylece ileride değiştirmeniz gerekecek bir dolguya gerek kalmıyor" dedi.
King's College Üniversitesi'ndeki ekip şimdi daha büyük çukurların tedavi edilip edilemeyeceğini araştırıyor.
Profesör Sharp, yakında yeni bir tedavinin mümkün hale gelebileceğini söylüyor:
"Çok uzun süreceğini sanmam, kendini yenilemeyi sağlayan tedavi yöntemleri arasında bu çocuk oyuncağı ve umarım 3 yıl ile 5 yıl arasında kullanıma sokulabilir."
Rejeneratif (yenilenme) tıp alanı, hücrelerin bölünerek kendi kendini tedavi etmesini amaçlıyor, bu yöntem kanserin tedavisinde de önem arz ediyor.
'Tideglusib' isimli ilaç hücrelerdeki bir dizi kimyasal sinyal olan Wnt sinyal yolağını değiştiriyor. Hücreler arası sinyal iletimi aynı genetik bilgiye sahip hücrelerden farklı hücrelerin oluşumunda önemli rol oynuyor.
Ancak ilaç potansiyel bunama (demans) hastalarının tedavisinde denenmeye başlandı bile.
Bu diş çürüklerinin tedavisinde bulunan son yöntem. King's College Üniversitesi'ndeki bir başka araştırmacı ekip, elektriğin mineralleri diş minesine yönlendirerek dişi güçlendirebileceğini düşünüyor.
Kalsiyum ve fosfat gibi mineraller, bakterilerin besin artığıyla oluşturdukları asitlerle doğal yollardan dişlere girip çıkıyorlar.
Ekip, mineral bileşimi hazırlıyor ve az bir elektrik akımıyla minerallerin dişin derinliklerine itilmesini sağlıyorlar. Bunun da dişi güçlendirerek, diş çürüklerini azaltabileceği belirtiliyor.

6 Aralık 2016 Salı

Diş ağrısına karşı 6 altın öneri

20 yaş diş ağrısı, diş ve diş eti iltihabı ağrıları, çürük ağrısı... Diş ağrıları pek çok nedenden kaynaklanabilir. Öncelikle diş ağrısının neden kaynaklandığı tespit edilmeli ve ona uygun bir tedavi uygulanmalı. Çoğu işi ağrı sırasında ağrıyı hafifletmek isterken kulaktan dolma bilgileri uygulayarak daha da ağrıyı artırıyor. 


İşte diş hekimine gidinceye kadar ağrıyı hafifletmek için bazı çözüm önerileri...

1- Dişinizi fırçalayın

Diş fırçalamak çürüğe sıkışmış ve ağrıya neden olan besinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Dişlerin diş ipi ile temizlenmesi ve fırçalama ağrının azalmasına neden olur.

2- Gargarayı deneyin

Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi bakterilerden temizler ve şişlikleri azaltır. Diş eti ve açık diş çürüklerine dezenfektan etkisi vardır.


3- Ağrı kesici deneyin

Diş hekiminizin önerisiyle ve kullanım şartlarına uyarak ağrı kesici almanız ağrınızı belirli bir süre için geçirecektir.

4- Karanfil yağı alternatif

Dişe kesinlikle aspirin, kolonya, alkol konulmamalı bunların yerine karanfil yağı tercih edilmelidir. Karanfil yağı veya kuru karanfil yüzyıllardır enfeksiyonu tedavi etmede kullanılır. Diş ağrısına iyi gelen karanfil yağı anestezik ve antiseptik özelliklere sahiptir.


5- Buz tedavisi

Buz uygulaması; ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması ya da soğuk su ile ağzı çalkalama geçici olarak ağrıyı hafifletebilir.

6- Yastığı yükseltin

Gece diş ağrısı oluşmuşsa, yatar durumda olmak ağrıyı artıracağından yastık yükseltilebilir.

1 Aralık 2016 Perşembe

Diş eksikliğinin 8 önemli sorunu

Bir dişin eksikliği bütün ağız yapınızı etkiliyor. Ayrıca bu durum sindirim sorunlarından kilo alımına kadar pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. 


İşte eksik dişin sebep olduğu 8 önemli sorun...

İmplant tedavisi ile ilgili bilgiler veren  Hospitadent Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Utku Üretürk, çoğu insanın önemsemediği eksik dişlerin ciddi sindirim sorunlarına neden olabildiğini anlattı. Üretürk, “Eksik dişler estetik, fonksiyon kaybı ve çeşitli deformasyonlara neden olarak yaşantımızı zorlaştırıyor” dedi ve konu ile ilgili uyarılar yaptı.

1)Eksik diş görüntüsü kişinin öncelikle gülüşünü bozarak kişinin özgüveninin azalmasına, sosyal ilişkilerinde zorluklara neden olur. Ayrıca dudak ve yanakların çökmesine ve kırışmasına neden olarak yüzde daha yaşlı ve zayıf bir görüntü oluşturur.

2) Eksik diş bölgesinde komşu dişlerin devrilmesine, karşıt dişlerin eksik diş bölgesine uzamasına ve dolayısıyla çiğneme fonksiyonunun azalmasına neden olmaktadır.

3) Devrilen ya da uzayan dişlerde temizlik ve bakım zorlaşacağı için çürük, hassasiyet, diş eti iltihabı nedeniyle ağrı ve diğer dişleri kaybetme riski de artmaktadır.

4) Eksik dişler nedeniyle alışılmış çiğneme düzeni de değişir. Sağlıklı bir çiğneme çift taraflı olurken tek taraflı çiğneme ile çene eklemlerinde ağrı, ses, kilitlenmeler oluşabilir.

5) Eksik diş bölgesinde çiğneme fonksiyonu olmadığı için çene kemiğinde rezorpsiyon dediğimiz incelme ve erimeler olmaktadır.

6)Diş eksiklikleri ayrıca diğer dişlerin aralarının açılmasına ve dişlerin orta hattı ile yüzün orta hattı arasında uyumsuzluğa ve asimetrik görünüme yol açabilir.

7) Eksik diş nedeniyle yeterince çiğnenmeyen ve öğütülmeyen besinler, bütün olarak yutulduğunda hazımsızlık, şişkinlik ayrıca gastrit ve ülser gibi mide problemlerine yol açabilir.

8)Eksik diş nedeniyle iyi çiğnenmeden yutulan yiyecekler kilo alımına sebep olabilir. Sözcü

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Engelli çocukların diş tedavilerini kolaylaştıran uygulama: Sedasyon

Yrd. Doç Dr. Barış Karabulut, diş tedavilerinde hastaların korkularını yenmelerini sağlayan sedasyon yöntemini anlattı. 


Sedasyon diş tedavileri arasında önemli bir yere sahip. Özellikle engelli bireyler için diş hekimliğinde uygulanan tedavilere bağlı olarak gelişen korku ve endişenin azaltılması adına hastaları oldukça rahatlatıyor. Yrd. Doç Dr. Barış Karabulut, bu yöntemin özelliklerini ve kimlere uygulanabileceğini anlattı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı araştırmaya göre Türkiye nüfusunun %12.29’unun fiziksel veya zihinsel engelli bireylerden oluştuğunu belirten Yrd. Doç Dr. Barış Karabulut, özellikle engelli bireylerin diş tedavisinde sedasyonun öneminin büyük olduğunun altını çizdi. Sağlıklı bireylerin yüzde 85-90’ında ağız ve diş sağlığı sorunları yaşanırken, bu oranın engellilerde neredeyse yüzde 100’e yakın olduğunu sözlerine ekledi.

ENGELLİ BİREYLER İÇİN BÜYÜK KOLAYLIK

Sözcü'nün haberine göre; Sedasyonun, diş tedavileri esnasında korku ve endişesi artan, uzun süreli tedavilerini tek seansta bitirmek isteyen ve en önemlisi fiziksel veya zihinsel engelli bireylerde tedaviye olanak sağlayan bir işlem olduğunu belirten Dentakademi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nden Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) Uzmanı Yrd. Doç Dr. Barış Karabulut, sedasyon ile diş hekimliği pratiğinde bulunan tüm tedavileri uygulama olanaklarının bulunmakta olduğunu belirtti.
Sedasyonun özellikle hangi durumlarda gerekli olduğuyla ilgili ise Yrd. Doç Dr. Barış Karabulut, sözlerine şöyle devam etti; “Sedasyon özellikle engelli bireylerde, diş hekimi korkusu, öğürme refleksi olan veya uzun süreli tedavilerini tek seansta bitirmek isteyen hastalarda rahatlıkla uygulanabilir. Uygulama esnasında herhangi bir zorluk bulunmamaktadır. Tecrübeli bir anestezi uzmanı ve tam donanımlı bir ameliyathane ortamında son derece güvenilir bir yöntemdir. Tedavi süresiyle ilgili bir kısıtlama bulunmamakla birlikte uzun süreli işlemlerde ikinci bir sedasyon randevusu gerekli olabilir.

HANGİ YAŞTA UYGULANIR?

Sedasyon her yaştan engelli bireylere uygulanabilirken, herhangi bir engeli olmayan küçük yaştaki çocuklarda (2-9) daha çok tercih edilmektedir. Bununla birlikte daha büyük yaş gruplarında uzun süreli veya ağrılı cerrahi işlemlerin uygulanmasında, korku ve endişesi bulunan ve tedavi olmayı kabul etmeyen çocuklarda, öğürme ve kusma refleksi olan bireylerde de tercih edilen bir yöntemdir.

SEDASYON UYGULAMASININ AVANTAJLARI NELER?

Sedasyon uygulamasının en önemli avantajı hastanın hiçbir ağrı duymamasıdır. Ayrıca hastada herhangi bir kötü hatıra oluşmamaktadır. Uygulanmakta olan özel yöntemle hastalarımız çok kısa sürede uyanmakta ve taburcu olmaktadırlar. Hekime ideal şartlar altında çalışma fırsatı sağlayan sedasyon yöntemiyle yapılan tedavilerin etkinliği ve ömrü artmaktadır. Sedasyon sonrasında hastalarda herhangi bir olumsuzluk gözlenmemektedir. Bunun en önemli sebebi hastalarımızın ilacı damar yolundan değil, hava yoluyla almalarıdır. Bu sayede ilaç etkisini çabuk göstermekte ve işlem bittiğinde de etkisi çabuk kaybolmaktadır” dedi.

Sedasyon sayesinde engelli hastaların pek çoğunun diş hekimine giderek ağız ve diş tedavilerini kolayca yaptırabildiklerini ve Türkiye’de fiziksel veya zihinsel engelliler tarafından sedasyonun önemine değinen Karabulut, “Sedasyon yapılmayan engelli hastaların pek çoğu diş hekimi koltuğuna dahi oturamamakta veya tedavi esnasında hekimin komutlarına cevap verememektedir. Tedavi yaptırabilen kısıtlı sayıdaki engelli hastalarımızda ise tedaviyi çok kısa tutmak gerekmektedir. Hastanın ağzını sürekli açık tutamaması nedeniyle yapılan tedavilerin etkinliği de azalmaktadır. Bu sebeplerle tedavi süreleri çok uzamakta ve özellikle engelli hastaların aileleri için son derece yıpratıcı bir süreçle karşılaşılmaktadır.”

HASTALARLA EMPATİ KURMAK ÖNEMLİ

Diş hekimi korkusunun toplumumuzda son derece yaygın bir korku olduğunu açıklayan Karabulut, bu korkunun temel sebeplerinin ise bilinmeyene karşı olan korku (özellikle küçük çocuklarda), geçmiş kötü tecrübelere bağlı korkular ve kullanılan cihazlara bağlı gelişen korkular olduğunu söyledi. Bu noktada ise korkuyu ortadan kaldıracak olan temel unsurun hastanın korkusunun sebebini öğrenmek ve bu sebebe yönelik yaklaşımlar sergilemek olacağının altını çizdi. Hastaların korku ve endişe duygularını anlayışla karşılamanın, empati yapmanın son derece önemli olduğunu belirtti.

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Diş çektireyim derken canınızdan olabilirsiniz

Diş Hekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker, diş çektirmeden önce hekiminize sağlığınızla ilgili bilgileri eksiksiz aktarmanız gerektiğini söylüyor.

Diş ağrısından kurtulayım derken ciddi sağlık problemleri yaşayabilirsiniz. Samsun Diş Hekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker, hekime gidenlerin başka sağlık sorunları varsa bunları mutlaka aktarması gerektiğini vurguluyor.  Konu ile ilgili olarak İlker, “Özellikle hamileler, kalp rahatsızlıkları ve şeker hastalığı olan insanlar lütfen sağlık sorunlarını saklamasın. Aksi taktirde çok olumsuz sonuçlar yaşanabilir” uyarısında bulundu.

Diş hekiminin, riskli hastalığı bulunan vatandaşa cerrahi müdahale yapmadığını, vatandaşların da o anki acıdan kurtulmak için hastalığını diş hekiminden sakladığını belirten Dişhekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker, bu durumun da kişinin hayatını kaybetmesine bile neden olabildiğini söyledi. Oda Başkanı İlker şu uyarılarda bulundu:

“Ağız ve diş sağlığı hizmetleri verilirken genelde ölüm yaşanmaz. Ama hastalar büyük bir oranda rahatsızlığı ve ilaç alerjisi, guatrı, şeker hastalığı, böbrek rahatsızlığı, kalp hastalığı varsa bunların muhakkak bilinmesi lazım. Çünkü cerrahi işlem yaparken bunları diş hekimleri soruyor. Bunun haricinde vatandaşlarımızın bu konuda bilinçli olması lazım. Hastalığını saklamaması lazım. Sabaha kadar uyumamıştır ve dişinden dolayı büyük acı yaşamıştır. Mesela hamile bir kadın hekime gider o acıyla dişinin çekilmesini ister. Hekime ‘hamileyim’ derse hekim dişini çekmez. Çünkü ilk 3 ay ve son 3 ay bu konuda risklidir. Kişi dişi çekilmediği için başka bir diş hekimine gider ve hamile olduğunu saklayarak dişini çektirir. Biz buna çok rastlıyoruz. Bazen hiçbir şey olmaz ama çok büyük risktir. Bebeğini düşük yapıp kaybedebilir. Guatr ve kalp hastalarında bizim kullandığımız anestezik ürünlerinde adrenalin var. Adrenalin kalp damarlarını daralttığı için sorun olabilir. Eğer diş hekimi kişinin kalp hastalığını olduğunu bilirse adrenalin içermeyen anestezik maddeler kullanır. Dolayısıyla ona uygun maddeler ve ilaçlar kullanılarak hasta riske atılmaz. Hastaların bunu açık bir şekilde belirtmesi lazım.” DHA