epilepsi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
epilepsi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2017 Salı

Baş dönmesinin 10 önemli nedeni

Baş dönmesi şikâyeti genellikle nörolojik bir sorun olarak algılansa da çoğu kez altında kulak hastalıkları çıkıyor. Hatta alerjik sorunların da baş dönmesini tetiklediğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez, önemli bilgiler verdi.

Baş dönmesinin 10 önemli nedeni
Baş dönmesi, bir başka deyişle vertigo toplumda çok yaygın görülüyor. Net bir rakam verilememekle birlikte “Kulak Burun Boğaz” polikliniklerine başvuran hastaların yüzde 30- 40'ının yakınması vertigo oluyor. Başımız döndüğünde ilk olarak beyin tümörü gibi nörolojik sorunları düşünsek de aslında yaklaşık yüzde 85‘inin nedeni kulak hastalıkları oluyor. Ayrıca alerjik yapıdaki kişilerde şiddetli hapşırma gibi aklımıza hiç gelmeyen etkenler de bu sorunu tetikleyebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez baş dönmesinin şekli, süresi ve tabloya eşlik eden belirtilerin altta yatan etken hakkında fikir verdiğini belirterek, “Ancak tanıyı koymak için denge testi ile işitme testinin mutlaka yapılması gerekiyor” diyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez, baş dönmesine yol açan 10 nedeni anlattı, önemli bilgiler verdi.
1. Menier hastalığı
Yapılan çalışmalarda kulak kökenli baş dönmelerinin nedenleri arasında menier hastalığının oldukça sık görüldüğü tespit edilmiş. Menier hastalığı; kulak çınlaması, kulakta dolgunluk, işitme kaybı ve baş dönmesi krizleriyle seyrediyor. Krizler genellikle saatlerce sürüyor. Tedavide ilk adımı diyet (tuz, çikolata ve kahveden kaçınılması gibi) ve ilaç tedavisi oluşturuyor. Gerekirse kulak zarı çizilerek veya tüp takılarak orta kulağa kortizon uygulamaları yapılıyor. Bu tedavilerde oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Yoğun stresin bu hastalığın oluşumunda önemli rolü olduğu belirtiliyor. Bu nedenle stres kontrolü hastalığın ilerlemesini önlemek ve işitmeyi korumak açısından önem taşıyor.
2. Kulak kristallerinin dökülmesi
Baş dönmesi, başın pozisyonuna bağlı olarak gelişiyor ve saniyeler sürüyor. Genellikle yatakta sağa sola dönerken veya aşağı eğilip yukarı bakma işlemi sırasında ortaya çıkıyor. Altta yatan neden yakın zamanda veya geçmişte yaşanan kafa travması oluyor. Pozisyonun değiştirilmesi sonrasında atak bitiyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez tekrarlayıcı özelliğe sahip olan bu tabloda hastanın uyguladığı manevra hareketleriyle tamamen iyileşme sağlandığını söylüyor.
3. İç kulak nezlesi
İç kulak nezlesinde oldukça güçlü baş dönmesi atağına şiddetli bulantı ve kusma eşlik ediyor. Bu tabloya nezle denmesinin sebebi ise nezleye benzer şekilde yakınmaların ani ve gürültülü başlaması. Altta yatan neden genellikle 3-4 hafta önce geçirilmiş olan soğuk algınlığı oluyor.
4. Kronik orta kulak iltihapları
Kronik orta kulak iltihapları ile fistül denilen iç kulak sıvısı kaçakları da baş dönmesi sebebi olabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez, “Kronik orta kulak iltihabında kulakta oluşan kolesteatom, kemikleri eriterek baş dönmesine yol açabiliyor. Fistül denilen kaçaklar travmaya bağlı olabileceği gibi bazen sebepsiz bazen de basit bir hapşırma veya ani basınç değişimleriyle ortaya çıkabiliyor. Bu durum iç kulak sıvısının orta kulağa kaçmasına neden olabiliyor. Düzenli takip ve gerekirse cerrahi yönteme başvuruluyor. Ayrıca alerjik yapıdaki kişilerde şiddetli hapşırma da sorunu tetikleyebiliyor” diyor
5. Migren
Migrende baş ağrısı baş dönmeleriyle senkronize olabiliyor. Klinik tablo ise iç kulakta basınç artışı bulgularıyla seyredebiliyor. Baş dönmesi ataklarıyla birlikte kulakta ve başta basınç hissi ve dolgunluk yakınmaları oluyor. Migren tedavisi uygulandığında baş dönmesi atakları ortadan kalkıyor.
6. Sistemik hastalıklar
Hipertansiyon, varis ve aritmiler gibi kalp damar sistemi rahatsızlıkları, tiroit hastalıkları, kansızlık, diyabet, böbrek üstü bezi hastalıkları ve otoimmun hastalıklar da baş dönmesine yol açabiliyor.
7. Merkezi sinir sistemi hastalıkları
Kafa travması, epilepsi, beyin dokusunda yıkımla seyreden hastalıklar, merkezi sinir sistemi tümörleri de baş dönmesine yol açabiliyor. Altta yatan nedenin tespiti için bu yakınmaya eşlik eden diğer belirtiler dikkatle inceleniyor.
8. Psikolojik nedenler
Depresyon, anksiyete ve korku gibi nedenlerden kaynaklanan pisokolojik kökenli baş dönmeleri, yaşanmış bir baş dönmesi atağı sonrasında oluşan korku ve kaygının yarattığı taklitler şeklinde gelişiyor. Psikolojik destek tedavide büyük önem taşıyor.
9. Yolculuklar
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez deniz ve uçak yolculuğunda ortaya çıkan basınç değişimlerinin de baş dönmesine yol açabildiğini belirterek, “Bunların yanı sıra araç tutması geçmişi olan kişilerde de baş dönmesi şikayetleri daha yoğun görülüyor” diyor.
10. İlaçlar
Anksiyete, depresyon, uyku ve tansiyon sorunlarında kullanılan bazı ilaçlar ve yine bazı antibiyotikler de baş dönmesine neden olabiliyor. Ayrıca depresyon ilaçlarının aniden kesilmesi de baş dönmesini tetikleyebiliyor.

3 Eylül 2016 Cumartesi

Epilepsi hastalığının belirtileri nelerdir?

Çocuğunuz aniden dalıyor ve seslendiğinizde size yanıt vermiyor mu? Doç. Dr. Uğur Işık, epilepsinin önemli belirtilerini sıraladı.


Epilepsinin en sık 1 yaşın altında geliştiğini belirten  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Işık, vücutta kasılma, atma, morarma, ağızdan köpük gelmesi gibi tipik belirtileri olabileceği gibi gözden kaçan belirtileri de olabileceğini söylüyor. “Örneğin çocuğunuz aniden dalıyor ve size yanıt vermiyorsa, bu durum epilepsinin bir belirtisi olabilir” diyen Işık, bu gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurmalı uyarısını yapıyor.

EPİLEPSİNİN ORTAYA ÇIKMA SEBEPLERİ

Epilepsinin çok farklı sebepleri olduğunu belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Işık bu etkenleri şöyle sıralıyor: “Hamilelik ve doğum sırasında veya hemen sonrasında gelişen beyin hasarları, doğuştan beyin yapısında oluşan bozukluklar, beyin tümörleri, menenjit, kafa travması ile beynin damarsal hastalıkları gibi birçok sebebi olabiliyor. Bunların yanı sıra halen sebebini bilmediğimiz çocukluk çağı epilepsileri var. Son yıllarda genetik teknolojisindeki ilerlemelerle birçok epilepsi türünün genetik bir sebebi olduğunu da biliyoruz”

BİLGİSAYAR OYUNLARI EPİLEPSİYİ TETİKLİYOR

Epilepsili bir çocukta nöbetleri en sık tetikleyen faktörler ise ilaçların düzensiz kullanımı, ilaç dozlarının atlanması veya ilacın aniden kesilmesi. Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Işık bunların yanı sıra açlık, susuzluk, uykusuzluk, aşırı fiziksel aktivite ve duygusal değişikliklerin de nöbetleri tetiklediğini ifade ederek “ Bazı çocuklarda bilgisayar oyunları da nöbetleri tetikleyebiliyor. Bu durum bazı epilepsi türlerinin yanıp sönen ışıklarla uyarılması sonucu oluşuyor. Ayrıca bazı sık kullanılan ilaçlar; örneğin alerji ilaçları veya grip ilaçları da nöbetleri tetikleyebilen etkenler arasında yer alıyor” diyor.

TAMAMEN TEDAVİ MÜMKÜN

“Epilepsi her zaman korkulacak bir hastalık değil, uygun bir tedavi şekliyle bazı çocukların bu hastalığı tamamen yenmesi veya hayatlarına normal bir biçimde devam etmesi mümkün olabiliyor” diyen Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Işık hastalığın nasıl tedavi edildiğini şöyle anlatıyor:

“Erken teşhis her hastalıkta olduğu gibi epilepside de önemli. Çünkü küçük, gözden kaçan ve tedavi edilmeyen nöbetler daha sonra büyük nöbetlerle gelebiliyor. Epilepsilerin büyük bir bölümü ilaçla tedavi edilebiliyor. İlaç tedavisi ilk düşünülen tedavi şeklini oluşturuyor ve uygun ilaç çocuğun nöbet türü, EEG ve çoğu zaman MRI bulgularına göre seçiliyor. Çocuklarda amaç hastalığı mümkün olan en düşük dozla, en az yan etki ile tedavi edebilmek. Ancak bazen nöbetler çok dirençli olup tedaviye 2, 3, hatta 4. ilaç eklenmesi gerekebiliyor. Tüm epilepsilerin üçte biri dirençli oluyor, yani ilaç tedavisine iyi yanıt vermiyor. En az 2 ilacın uygun doz ve süre ile kullanıldıktan sonra nöbetlerin kontrol altına alınamamasına dirençli epilepsi deniyor. Bu çocukların mutlaka olası bir epilepsi cerrahisi adayı olup olmadıklarını araştırmak gerekiyor. Cerrahi tedavi dışında, halk arasında beyin pili olarak bilinen vagus sinir stimulasyonu (VNS) ile ketojenik, yani yağdan zengin, karbonhidrat ve proteinden fakir bir diyet de ilaç tedavisine dirençli olan ve iyi bir cerrahi aday olmayan çocuklarda kullanılabiliyor. Çocuklar eğer bu yöntemlere uygun hastalarsa nöbet sayıları oldukça azalabiliyor.

28 Mart 2016 Pazartesi

Epilepsinin tedavisi mümkün

Prof. Dr. Ersin Erdoğan, ilaçla tedavi edilemeyen epilepsi hastalarında cerrahi yöntemin etkili olduğunu belirtti.

Sara olarak da bilinen epilepsi hastalığı artık ameliyatla da tedavi edilebiliyor. İlacın tesirinin olmadığı durumlarda başvurulan cerrahi yöntem, hastalığın nöbetlerini ortadan kaldırarak uzun ve sağlıklı bir ömrün kapılarını açıyor.

TÜRKİYE’DE 750 BİN HASTA VAR

Türk Nöroşirürji Derneği Stereotaktik, Fonksiyonel, Ağrı ve Epilepsi Cerrahisi Öğretim ve Eğitim Grubu (SFAECG) İlkbahar Sempozyumu, 26-27 Mart tarihleri arasında Antalya’da düzenlendi. Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi, Türk Nöroşirürji Derneği Stereotaktik, Fonksiyonel, Ağrı ve Epilepsi Cerrahisi Öğretim ve Eğitim Grubu Başkanı Prof. Dr. Ersin Erdoğan, epilepsiyle ilgili şu bilgileri verdi:

Türkiye’de sayıları 750 bini bulan epilepsi hastalarının yaklaşık yüzde 30’u ilaç tedavisinden fayda görmüyor. Bugüne kadar etkili şekilde tedavi edilemeyen bu hastalar cerrahi müdahale ile sağlığına kavuşabilir. Epilepsi halk arasında sara diye bilinen, bayılma nöbetleriyle kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Türkiye’de yaklaşık 750 bin, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise üç milyon epilepsi hastası bulunmaktadır. Bu hastaların yaklaşık üçte biri yeterli ilaç tedavisine rağmen bayılmaya devam etmektedirler. ABD’de yıllık ameliyat sayısı 2 bin ila 3 bin arasında değişmektedir. Bu rakamların Amerika Birleşik Devletleri’nde bile ilaca dirençli epilepsi hastalarının sadece yüzde 1’inin epilepsi merkezlerine refere edildiğinin veya ameliyat edildiğinin göstermesi bakımından gerçekten çok üzücüdür.

SAĞLIKLI BİR YAŞAM SAĞLIYOR

Başarılı yapılan cerrahi tedavi, ilaca dirençli epilepsisi olan hastalarda tedavi sağlayıp uzun bir ömür fırsatı vermektedir. Cerrahi tedavi ve özellikle temporal lobektomi hem güvenli hem de uzun dönemde epilepsinin neden olduğu komplikasyonları engellemede etkilidir. Özellikle erken cerrahi epilepsi nöbetlerinin yapabileceği kötü sonuçları engellemesi açısından önemlidir. Devam eden nöbetlerin şu tür kötü sonuçları vardır: Artmış ölüm oranı (yaralanmaya bağlı veya ani uykuda ölüm gibi), fiziksel yaralanmalar, kognitif disfonksiyon ve hayat kalitesinin düşmesi… Hastanın nöbetleri kontrol altına alınmadıkça hayat kalitesinden hem kendisi hem de ailesi için bahsetmek imkansızdır.

İLAÇ TEDAVİSİNE DİRENÇ GÖSTEREN HASTALARA UYGULANIYOR

Türkiye’de yaklaşık 750 bin civarında epilepsi hastası olduğu tahmin edildiğini ve her yıl bu rakama yaklaşık 30 bin yeni epilepsi hastası eklendiğini belirten Prof. Dr. Erdoğan, en önemli problemin genel pratisyenlerin ve nörologların hastaları zamanında epilepsi cerrahisi yapan merkezlere yönlendirmemesi olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:

Bu hastalığa ilk müdahale nöroloji uzmanları tarafından ilaç tedavisi ile yapılıyor. İlaçlarla genellikle hastaların yüzde 70’i tedavi oluyor, fakat yüzde 30’luk bir hasta grubu bahsettiğimiz gibi ilaca dirençli çıkıyor. Bu grubun tedavisinde ise epilepsi cerrahisi uygulamak için biz devreye giriyoruz. Epilepsi cerrahisi, nöbetleri (bayılmaları) ilaçlar ile kontrol altına alınamayan hastalarda uygulanabilecek olan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yönteminin uygulanmaya başlanması yüz yıl öncesine kadar dayanmaktadır, fakat epilepsi cerrahisinin güncel bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaya başlanması 1980 ve 90′lardan sonra artış göstermiştir. İlaç tedavisine dirençli bu hasta grubunun bir kısmında cerrahi tedavi uygulanabilir. Genel olarak ilaca dirençli olan hastaların yüzde 50′sine epilepsi cerrahisi uygulanabilir. Cerrahi tedavi ile nöbetler ya tamamen ortadan kalkmakta ya da nöbetlerin sıklık ve şiddetinde önemli derecede azalma sağlanmaktadır. Cerrahi tedavi uygulanacak hastalar devam eden nöbetleri ile birlikte kullandıkları yüksek dozdaki ilaçların kabul edilemeyen yan etkileri yüzünden “düşük yaşam kalitesi” olan hastalardır. Bu durumlardaki hastalara cerrahi tedavi şansı tanınabilir ve cerrahi öncesi incelemelere alınabilir.

8 Şubat 2016 Pazartesi

Baygınlık ve epilepsi nöbeti arasındaki 6 fark

Doç. Dr. Funda Uysal Tan, epilepsi hastalığı ile ilgili önemli bilgiler verdi.


8 Şubat Dünya Epilepsi Günü kapsamında bilgiler veren Memorial Ankara Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Funda Uysal Tan, baygınlık ve epilepsi nöbetinin benzer belirtiler yaşattığını vurguladı. Tan’a göre baş dönmesi, göz kararması, halsizlik gibi belirtilerin nedenleri kesinlikle araştırılmalı.

Öksürmek, ıkınmak ve aşırı ağırlık kaldırmak baygınlığa neden olabilir

Beyin kan akımında ani gelişen yetersizliğe bağlı bilinç kaybı, “senkop” yani “baygınlık” olarak adlandırılmaktadır. Baş dönmesi, göz kararması ve halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan baygınlığa, geçici bilinç kaybı da eşlik edebilir. Ani gelişen korku, gerginlik, kan görme, şiddetli ağrı, öksürme, ıkınma, idrar yapma, soluk tutma veya ağırlık kaldırma gibi bazı durumlarda baygınlık veya öncesindeki belirtiler ortaya çıkabilmektedir.

BAYGINLIĞIN FARKLI SEBEPLERİ OLABİLİR 

Baygınlığın pek çok farklı nedeni olabilir. Bu durum, sıklıkla kalp ve dolaşım sisteminin kendini kontrol etme mekanizmalarında ortaya çıkan problemlerden kaynaklanır. Bu tablonun kardiyoloji doktorları tarafından da değerlendirilmesi gerekir. Bilinç bozukluğu ya da düşmeye yol açan diğer nedenler arasında; epileptik nöbetler, geçici iskemik ataklar, ani gelişen düşme atakları ve baş dönmesi sayılabilir.

BAYGINLIK VE EPİLEPSİ NÖBETİNİN ARASINDAKİ 6 FARK

Baygınlık ve epilepsi nöbetleri öncesinde ortaya çıkan tablo oldukça benzerdir. Bu şikayetlerle hastaneye başvuran bir hastanın sorununun doğru teşhis edilmesi önemlidir. Epilepsi nöbetleri ile baygınlık arasındaki farklar şu şekilde sıralanabilir:

1. Epilepsi atağı, kişi herhangi bir pozisyondayken görülebilir, baygınlık genellikle ayaktayken gerçekleşir.
2. Baygınlık öncesinde cilt renginde solukluk ve terleme sık görülür, epilepsi nöbeti öncesinde ise bu belirtiler sık görülmez.
3. Epilepsi nöbetlerinde düşme ve yaralanma olasılığı daha yüksektir, bilinç kaybı hızlı geliştiğinden refleks savunma mekanizmaları devreye giremez. Baygınlıkta bu olasılık daha düşüktür.
4. Gözlerin yukarı doğru dönmesi, kol ve bacaklarda kasılma ve ardından idrar kaçırma gibi durumlar, genellikle epilepsi nöbetleri sırasında yaşanır. Kısa süreli baygınlıklarda görülmeyen bu durumlar, uzun süren baygınlıklarda ortaya çıkabilir.
5. Epilepsi nöbetlerinde bilincin düzelmesi yavaş olurken, baygınlıkta bilinç daha çabuk yerine gelir.
6. Baygınlıktan sonra sadece fiziksel bir güçsüzlük olurken, epilepsi nöbeti sonrasında kafa karışıklığı, uykulu bir hal ve baş ağrısı da görülebilir.

DOĞRU TEŞHİS ŞART!

Baygınlığın gerçek bir epilepsi nöbetinden ayırımı detaylı muayene ve araştırmayla yapılmaktadır. Muayene sırasında hastanın ve olayı gören yakınlarının vereceği bilgiler, tanı için çok değerli veriler sağlar. Tanıyı teyit etmek ve altta yatan nedeni araştırmak için yardımcı laboratuvar incelemeleri kullanılabilir. Baygınlık geçirildiğinde mutlaka uzman bir doktor hastayı yönlendirmeli ve uygun bir tedavi planlaması yapılmalıdır. (sözcü.com.tr)