romatoid artrit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romatoid artrit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2016 Salı

10 soruda romatizma

Romatizma eklemlerimizi, kaslarımızı veya bağlarımızı etkileyen her türlü ağrılı durumu aklımıza getirir. Aslında romatizma, sadece eklem, bağ dokusu ve kasların değil, birçok organ ve sistemi bünyesinde tutabilen hastalıkları içerir.
İç Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuran Türkçapar, romatizma hakkında en sık sorulan 10 soruya cevap verdi. 
1. ROMATİZMANIN SEBEPLERİ NELERDİR? 
Romatizmanın pek çok çeşidi vardır. Kolay anlaşılır olması açısından iltihabi olan ve olmayan olarak ayırdığımızda; iltihabi olmayan romatizmal hastalıklardan osteoartritin nedeni; genetik yatkınlıkla birlikte, aşınma ve yıpranmaya yani o eklemin hor kullanılmasına bağlıdır. Ekleme binen yükün arttırdığı şişmanlık, spor yaralanmaları, doğumsal bazı sakatlıklara ikincil olarak fazla kullanma gibi bir çok nedene bağlı gelişebilir. Septik artrit denilen eklemin mikrobik iltihabı hariç, diğer iltihabi romatizmal hastalıkların genellikle sebebi bilinmiyor. Bunların hepsi kişinin bağışıklık sistemindeki bazı anormal davranışlar nedeniyle gelişir. Buna da kişinin genetik yapısının yanı sıra, bazı çevresel faktörler neden olur. Bu çevresel faktörlerden en fazla suçlanan ise bazı enfeksiyonlar, sigara ve strestir.
2. ROMATİZMA TANISI NASIL KONUR? 
Belki her hastalığın tanısında anamnez adı verdiğimiz, hastadan alınan kendi ifadesiyle hastalık bilgisi önemli olsa da bizim hastalıklarımızda ayrı bir önemi vardır. Kişinin ve ailesinin yani birinci derece bazen ikinci derece akrabalarındaki tıbbi özgeçmiş bilgileri edinilir. Ayrıntılı bir muayeneyle birlikte, bazı kan idrar testleri ve görüntüleme testlerini kullanırız. Hastalıklarımızın çoğu, birçok organ ve sistemi de tuttuğundan, farklı hastalıklarla karışabilir. Erken dönemde tanı konulması zor olabilir. İşte bu bağlamda aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı olan ve romatoloji yan dal ihtisası yapan hekimler; bu hastalıkların daha kolay teşhis ve tedavi edebilir.
3. ROMATİZMA TEDAVİLERİ NELERDİR?
Çok az romatizmal hastalık tedaviyle tamamen ortadan kalkar. Hastalıklarımız genellikle uzun seyirli olup alevlenme ve remisyon dediğimiz yatışık durumda gider. Tedavide başlangıçta kısa sürede hastalığı kontrol altına almak için kortikosteroid ve bazı steroid olmayan ağrı kesiciler kullansak da, genellikle uzun süreli, hastalığın seyrini değiştiren ve kontrol altında tutan ilaçlar kullanıyoruz. Aynı hastalık her bireyde farklı seyrettiğinden, veya kişinin yandaş başka hastalığı var ise veya gebelik beklentisi gibi birçok kişiye özel durumlarda; tedavi de kişiye özel düzenlenir.
4. TAMAMEN TEDAVİ EDİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR? 
Romatizmal hastalıkların çok azı tedaviyle tamamen ortadan kalkar. Genellikle müzmin (kronik) hastalıklar olup yıllar süren uzun süreli tedavi gerekir. Bu nedenle ilaçlar, doktor kontrolünde alınmalıdır. Tedavide amaç hastalığı kontrol altına almak, kişinin ağrısını ve rahat olmasını sağlayarak yaşam kalitesini yükseltmektir.
5. TEDAVİ EDİLMEZSE NELERE YOL AÇAR? 
Romatizmal hastalıkların erken dönemde tanınıp etkili tedavisinin verilmesiyle, hastalığa bağlı gelişebilecek sakatlık ve ölümlerin önüne geçmek mümkündür. Bunu hastalıklar üzerinden örneklendirecek olursak; iltihabi bir romatizmal hastalıklardan biri olan romatoid artritte, eklemde sakatlık gelişimi genellikle ilk 2 yıl içinde çok hızlı olur. Özellikle ilk 6 ay içinde tanınıp, uygun tedavi alanlarda hastalığa bağlı sakatlık gelişmediği görülmüştür. Ciddi böbrek tutulumu olan lupuslu bir hastada, tedavi edilmezse üremi ve buna bağlı ölüm kaçınılmaz olacaktır.
6. ROMATİZMADA AİLE HİKAYESİ ÖNEMLİ MİDİR?
Romatizmal hastalıkların çoğunda aile hikayesi önemlidir. Osteoartritte özellikle el osteoartritinde ailesel yatkınlık söz konusudur. Romatoid artrit, lupus gibi otoimmün hastalıklarımızda, az da olsa ailesel yatkınlık önemlidir. Ankilozan spondilitli hastaların beşte birinde, birinci derece akrabalarında da benzer hastalık vardır. Sedefe bağlı eklem tutulumunda ise bu oran üçte birdir. Hatta ikinci derece akrabalarda da sedef bulunabilir. Ailevi akdeniz ateşi; birebir (Mendel) geçiş gösteren hastalığımızdır. Birinci-ikinci derece akrabalık önemlidir.
7. STRESİN ROMATİZMAYA ETKİSİ VAR MIDIR?
Stres, bir çok romatizmal hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştıran bir faktördür. Örneğin fibromiyalji adı iltihabi olmayan halk arasında yumuşak doku romatizması ad verilen bu hastalıkta; kişide yoğun stres ve buna bağlı ankisiyete ve depresyon gibi bozukluklar vardır. Otoimmun romatizmal hastalıklarımızda ise genetik olarak yatkın kişide, stres bağışıklık sistemini etkiler ve hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir faktördür. Romatizmal hastalıkların çoğunluğu (kronik) yani müzmin hastalıklar olduğundan; hastalığın kendisi de kişide stres yaratır ve tedavi uyumunu etkiler. Bu nedenle hastalarımıza çoğunlukla psikolojik destek de gerekir.
8. VİTAMİNİN ROMATİZMA ÜZERİNDE ETKİSİ VAR MIDIR? 
D vitamini eksikliği ve buna bağlı osteoporoz gelişmesi dışında; vitamin eksikliği romatizmaya neden olmaz. Ancak hastalarımızda steroid kullanımına bağlı osteoporozdan korumak amacıyla mutlaka kalsiyum ve D vitamini takviyesi yapmak gerekir. Metotreksat kullanan hastalarda, folik asit eksikliği gelişeceğinden, mutlaka desteklenmelidir. Bazı hastalıklarımıza pernisyöz anemi denilen B12 eksikliği eşlik edebilir. Araştırılarak tedavisi verilmelidir. Balık yağı; omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenmek, lupus hastalarında faydalı olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla satılan bitkisel bazı ürünler, otoimmün hastalıklarımızın alevlenmesine neden olduğundan kullanılmamalı.
9. FAZLA KİLOLARIN ROMATİZMAYA ETKİSİ VAR MIDIR? 
Fazla kilo, eklem üzerine binen yükü artırarak özellikle dizde ve belde osteoartrit gelişme riskini artırır.
10. ROMATİZMANIN KADIN VE ERKEKLERDE GÖRÜLME ORANI NEDİR?
Romatizmal hastalıklar genellikle kadınlarda daha fazla görülür. Lupus ve Sjögren sendromu kadınlarda erkeklere göre 9 kat daha fazladır. Romatoid artrit kadınlarda 2,5-3 kat daha fazladır. Ankilozan spondilit, gut gibi bazı hastalıklar ise erkeklerde  daha fazladır. 
doktorsitesi.com 

26 Ocak 2016 Salı

Bu yiyecekler artritten koruyor

Özellikle 50 yaş üstü kadınların, menopozla birlikte en çok yaşadığı hastalıklardan biri romatoid artrittir. Diz başta olmak üzere eklem ağrıları, şişkinlik ve ağrı ile kendisini gösterir. Eklem arası sıvı olan sinovyumun tükenmesi ile kendisini gösteren osteoartrit ve iltihaplanmanın daha fazla görüldüğü romatoid artrit hayat kalitesini ciddi anlamda düşürür. Beslenme uzmanı ve diyetisyen Selin Şahin, artriti gidermeye yardımcı olabilecek besinleri anlattı. 
Eklemler, kemikler arasındaki bağlantıları oluşturur, onlara destek sağlar ve hareket etmesine yardımcı olur. Eklem yüzleri kıkırdakla örtülüdür ve eklem boşluğunu sinoviyal sıvı doldurur. Sağlıksız ve dengesiz beslenme, yaş, genetik yatkınlık, stres kıkırdak hücrelerinin yapısının bozulmasına ve sıvının azalmasına neden olabilir. Bunun sonucunda ağrı ile sonuçlanan reaksiyon ortaya çıkabilir.
Beyaz kan hücreleri eklemleri oluşturan kemikleri saran 'sinovyum' adlı zara göç eder ve ısı artışı, kızarıklık, şişlik ve ağrı ile belirlenen iltihaba neden olur. Romatoit artrit temel lezyonu bütün organlarda oluşabilir. Eklemi oluşturan bütün bölümler iltihaplanma sürecinden etkilenir. 
Romatoit artrite kesin çözüm getiren bir diyet yok. Ancak araştırmalar bazı besinlerin romatoid artritte ağrıları gidermeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. İşte kış ayında tüketebileceğiniz romatoid artrit savaşçısı besinler…
DOĞAL SOĞUK SIKIM ZEYTİNYAĞI
Günlük beslenme programınıza soğuk sıkım zeytinyağı eklemeyi unutmayın. İtalya Catania Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada eklem yaralanması olan farelerin diyetine doğal soğuk sıkım zeytin yağı eklendi. 8 hafta süreyle diyetine soğuk sıkım zeytinyağı ekleyen farelerle eklenmeyen fareler takip edildi. Deneyin sonunda soğuk sıkım zeytinyağı eklenenlerde anlamlı derecede eklem sıvısında bulunan kıkırdakların yapısını koruyan ve kayganlaştırıcı özellik veren lubricinin oranları yüksek bulundu.
SOMON BALIĞI
Taze ve denizde yetişmiş somon balığını tercih edin. Bir tür göçebe tatlı su balığı olan somon soğuk sularda yaşar. Bu balık omega-3 yağ asitlerinin en iyi kaynaklarından birisi. İsveç'te 32 bin kadının katılımcıyla yapılan bir araştırmada, ayda 5 kez, somon balığı gibi yağlı balık tüketenlerde eklem iltihabı riskinin yüzde 35 azaldığı gözlendi.
ZERDEÇAL
Araştırmalar zerdeçalın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve anti-enflamatuar yani iltihap giderici olduğunu kanıtlıyor. Kan temizyen baharat zerdeçal içerisindeki kurkumin sayesinde anti-intihapsal ajan olarak görev yapar. 2006 yılında yapılan bir çalışmada zerdeçalın artrit eklem iltihabını azalttığını ortaya çıkardı. 2009 yılında yapılan bir araştırmaya göreyse osteoartrit diz ağrısı olan insanlardan zerdeçalı günlük 800 mg ibuprofen alanlardan daha çok ağrılarının azaldığı gözlendi. Bu baharatı kullanırken dikkat edilmesi gereken nokta kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte zerdeçal alınmaması.

 NARENCİYE
Yapılan bir araştıma için osteoartrit diz ağrısı olan kişiler 8 hafta sürecinde günlük bir doz narenciye kabuğu ekstratı aldı. Çalışmanın sonunda  bioflavonoid olan nobiletin sayesinde diz ağrılarında azalma kaydedildi. Daha çok nobiletin almak için portakalı soyarken kabuğun beyaz kısmını çok fazla soymamaya çalışın.

ŞALGAM
İnsanların yaşamında uzun zaman yer alan bir bitki olan şalgamın kökü C vitamini bakımdan oldukça zengin. Ayrıca kolestrol ve sodyum bakımından düşük bir bitki. Kolesterol içermeyen ya da az miktarda kolesterol içeren besinler RA için önemli. Çünkü RA kişilerin kalp krizi geçirme ihtimali daha yüksek.

SARIMSAK
Yapılan araştırmalar şiş eklemler için sarımsağın önemli olduğunu gösteriyor. Anti-inflamatuar özelliği ağrıyı ve artrit nedeniyle oluşan inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.  Sarımsağın içerisindeki allicin, artrit belirtilerini oluşturan mikroorganizmaların yavaş gelişmesini sağlar.

BRÜKSEL LAHANASI
Sodyum bakımından fakir, kırmızı kan hücrelerinin üretimine yardımcı olan folat ve C vitamini bakımından zengin bir sebze. Folat seviyelerin vücutta düşük olması demans, depresyon, felç ve kanser gibi sağlık sorunlarıyla bağlantılı. Brüksel lahanası ayrıca kolesterol içermez.
Buse Özel / Hürriyet

9 Ekim 2015 Cuma

Romatoid artritin 5 önemli işareti!

Halk arasında "iltihaplı romatizma" olarak bilinen romatoid artrit, öncelikle küçük eklemlerin (el eklemleri, el bileği ve ayak eklemleri) tutulduğu, kronik, yani 6 haftadan uzun süreli seyir gösteren ve tuttuğu eklemde sakatlığa neden olan bir hastalık. 


Hastalık aynı zamanda; akciğer, böbrek, cilt, sindirim sistemi gibi birçok organ ile sistemi de tutabiliyor ve hasara neden olabiliyor. Romatoid artrite neyin sebep olduğu tam olarak bilinmiyor. Ancak kişinin genetik yapısı, sigara ve geçirilen bazı enfeksiyonlar gibi çeşitli çevresel faktörlerin buna yol açabileceği düşünülüyor. Her 100 kişiden birinde hayatının bir döneminde görülen romatoid artrit, kadınlarda, erkeklere nazaran 3 kat daha fazla ortaya çıkıyor. Bunda hormonal faktörlerin rolü olduğu düşünülüyor. Neyse ki erken tanı ve uygun tedaviler sayesinde eklemde gelişebilecek hasarı ve sakatlığı engellemek mümkün olabiliyor. Bu nedenle öncelikle hastalığın belirtilerini bilmek ve zamanında hekime başvurmak büyük önem taşıyor. Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuran Türkçapar, romatoit artritin en belirgin 5 işaretini şöyle sıralıyor:


1. Eklem ağrısı: Eklemlerde ağrı ve hassasiyet, romatioid artrit hastalarının en sık karşılaştıkları yakınmaları oluşturuyor. Romatioid artrit ağrısı, her 2 el eklemlerini, el bileklerini veya ayak eklemlerini simetrik olarak etkiliyor ve 6 haftadan daha uzun sürüyor.

2. Eklemlerde katılık: Sabahları yarım saatten daha uzun süren eklemlerdeki katılık (tutukluk) hissi, çok sık karşılaşılan diğer bir şikayet. Bazen bu bir yaralanma sonucunda gelişebilse de, yaralanma yoksa bir romatoloji uzmanına danışılması gerekiyor.

3. Şişlik: Romatoid artitte oluşan iltihaba bağlı olarak; el bilekleri, küçük el veya ayak eklemlerinde şişlikler oluşuyor. Bu şişlikler hem eklem aralığında sıvı birikmesine, hem de eklemdeki iltihaba bağlı ödem nedeniyle gelişiyor. Bu sıvı, diz ve ayak bileklerinde de görülebiliyor.

4. Halsizlik: Kronik hastalıklar, yorgunluk ve bitkinlik hissine neden olabiliyorlar. Ancak romatoid artrit nedeniyle gelişen yorgunluk çok fazla oluyor ve genelde hastaları doktora götüren önemli bir yakınmayı oluşturuyor.

5. Hareket kaybı: Romatoid artit tedavi edilmezse eklemlerde hareket ve işlev kaybına yol açıyor. Ancak, doğru tedavi ve teşhis sayesinde bu hastalar normal bir hayat kalitesi yakalayabiliyor.

ERKEN TANI VE TEDAVİ SAKATLIĞI ÖNLÜYOR!

Romatoid artrit tedavi edilmediğinde, her bir alevlenmeyle, eklemde hasar gelişiyor. Bu hasarın gelişme süresi ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Sonuçta, eklemde hareket açıklığında kısıtlılıkla giden sakatlığa yol açıyor. Romatoid artrite bağlı eklemlerdeki sakatlıklar, genellikle ilk 2 yılında geliştiği için, hastalığın erken dönemde tanınması ve kontrol altına alınması çok önemli.

Hastalığa bağlı organ tutulumları ise genellikle ilk 5 yılda belirti veriyor. Bu nedenle hastaların sadece eklemleriyle değil, tüm sistemleriyle ayrıntılı değerlendirilmeleri gerekiyor. Romatoid artriti tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yok. Ancak tedaviler sayesinde semptomlar azalıyor ve sakatlık büyük oranda önlenebiliyor. (ntvmsnc.com.tr)