horlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
horlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2017 Pazartesi

Geniz eti tedavisinde yeni yöntem: Plazma

Çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesi; horlamadan, büyüme geriliğine kadar ciddi sorunlara neden olabiliyor. Tedavide uygulanan ve plazma denilen yeni yöntemle geniz eti büyümesinin ağrısız, kanamasız ve kalıcı şekilde tedavisi mümkün olabiliyor.

Geniz eti büyümesi özellikle 2-7 yaş arasında sık görülen bir sorun. Horlama, uykuda nefes darlığı, büyüme ve gelişme geriliği gibi ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Yıllardır uygulanan ve soruna uzun vadede çare olamayan ameliyatların yerini ise artık yeni bir tedavi, "plazma yöntemi" alıyor.
Yöntem hakkında bilgi veren KBB Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Cem Özbek, “Plazma yöntemi büyük bir devrim. Bu yöntemle geniz eti ameliyat olmaktan çıkmış, bir nevi müdahale haline gelmiştir” diyor.
Geniz etinin standart cerrahide küretaj denilen, ameliyat sahasının görüş altında olmadığı bir yöntemle alındığını belirten Doç. Özbek, “Bu da tabii geride geniz etinin bırakılmasına neden oluyordu. Plazma yöntemiyle ameliyat mikroskobuyla her tarafı görerek, en ince detaya kadar buharlaştırarak geniz etini alma imkanına sahip oluyoruz” diye konuşuyor.
SORUNUN TEKRARLAMA RİSKİ ÇOK DÜŞÜK
Türkiye'de yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan uygulamanın, ameliyata göre kanamasız, ağrısız, hızlı ve kalıcı bir tedavi sağladığını aktaran Özbek, sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Artık geniz etlerinde plazma yöntemiyle ameliyat süreleri çok daha düşük zamanda ve kanamasız gerçekleştirilebiliyor. Her şeyi görerek aldığımız için çevre dokulara zarar verme riski neredeyse hiç yok ve tekrarlama riski de çok düşük boyutlarda.” ntvmsnc

5 Aralık 2016 Pazartesi

Horlamadan kurtaracak 7 pratik bilgi!

Op. Dr. Murat Şirin, horlamadan kurtaracak 7 pratik bilgiyi açıkladı.


Horlama, horlayan kişiden daha çok o kişiyle birlikte uyuyan veya yakında bulunanları rahatsız ediyor. Hormalayı bir tür uyku rahatsızlığı olarak nitelendiren Anadolu Sağlık Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Murat Şirin, horlamanın burun ve boğazdan ciğerlere hava taşıyan yolları açık tutan kasın, uyku sırasında gevşemesi ile oluştuğunu belirtti.

Op. Dr. Murat Şirin, 7 pratik yol ile horlamanın önüne nasıl geçebileceği konusunda bilgiler verdi.

UYKU ÖNCESİ AĞIR YEMEKTEN UZAK DURUN!

Uykudan kısa süre önce tüketilen ağır yemekler ve içkiden uzak durun. Yatmadan önce ağır yemek yemek boğaz kaslarının normalden daha fazla gevşemesine bu da horlamaya yol açar.

MUTLAKA SPOR YAPIN

Sportif bir yaşam biçimi tercih edin ve fazla kilolarınız varsa uygun bir diyet yardımı ile kilo verin.

YATIŞ POZİSYONUNUZU DEĞİŞTİRİN

Ağır horlama probleminiz yoksa yatış pozisyonunuzu değiştirmeyi deneyin. Dil geri düştüğü ve hava yollarının üzerine baskı yaptığı için bu yatış pozisyonu horlamaya yol açabilir. Yüzüstü veya yan yatarak uyumak tercih edilebilir.

TENİS TOPU TEDAVİSİNİ DENEYİN

Tenis topu tedavisine şans verin. İçinde tenis topu olan bir bel çantası takın ve sırtınızın boşluğuna getirin ya da katlanmış bir çift çorap da işinizi görebilir. Bu yöntemle her sırtüstü döndüğünüzde rahatsız olup yan yatarsınız.

YATAK ODANIZI MUTLAKA HAVALANDIRIN

Yatak odanızda temiz hava akışı olduğundan emin olun. Oda sıcak ve kuruysa burun geçitleri uyku sırasında tıkanır ve bu genellikle horlamaya yol açar. Pencerelerinizi açık tutun ve gerekirse genzinizi nemli tutmak için nemlendirici kullanın.

BAŞINIZI YÜKSEKTE TUTAN YASTIK TERCİH EDİN!

Başınızı yüksekte tutacak ve horlamayı önleyecek bir horlama yastığı kullanmayı tercih edebilirsiniz.

SİGARADAN UZAK DURUN

Eğer sigara kullanıyorsanız, sigarayı bırakın.

1 Nisan 2016 Cuma

Şiddetli horlama bir hastalıktır

Şiddetli horlama sorunu yaşayanların mutlaka bir uzmana danışmaları gerekiyor.


Horlamanın kişinin yaşamını riske attığını belirten uzmanlar, şiddetli horlamanın bir hastalık olarak görülmesi gerektiğini söylüyor. Konu ile ilgili bilgiler veren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Cevdet Murat Akagün, horlamanın uyku sırasında üst solunum yolunu oluşturan burun, yumuşak damak, küçük dil ve dil kökü gibi yapıların birlikte ya da ayrı ayrı darlıklarından kaynaklanan bir durum olduğunu belirtti.

“Yüksek sesli horlama ciddi sağlık problemine neden olabilir.” diyen Akgün, şunları dile getirdi: “Horlama uyku sırasında üst solunum yolunu oluşturan burun, yumuşak damak, küçük dil ve dil kökü gibi yapıların birlikte yada ayrı ayrı darlıklarından kaynaklanan tatsız rahatsız edici bir gürültü olarak tanımlanabilir. Horlama tedavisinde en önemlisi horlamanın bir hastalık olduğunu kabul etmektir.Horlamak ayıp değildir, bir hastalıktır.Horlama tedavi edilebilinen bir hastalıktır.

HORLAMA AYNI ZAMANDA SOSYAL BİR SORUN

Ciddi bir sağlık probleminin habercisi olabilir. Horlama solunum yollarındaki hava pasajının yeterli açıklıkta olmadığına işaret etmekte olup, oldukça şiddetli bir horlama dar bir alandan hava geçişinin zorlanarak yapıldığını göstermektedir.

Horlamanın bir hastalık olduğunu kabul etmek tedavi için atılacak olan ilk adımdır. Genel olarak horlayan kişi kendi horlamasından rahatsız olmadığı için doktora tek başına başvurmaz. Horlayan kişi kötü bir uyku arkadaşı olduğundan horlayan hastalar bize genellikle eşleri, birlikte iş gezilerine gidip ayni odayı paylaşmak zorunda oldukları arkadaşları ve hatta komşuları tarafından getirilirler. Horlama kişinin kendi sağlığını ve yaşamını riske eden bir hastalık olduğu kadar sosyal olarak da bir hastalıktır. Horlama konusundaki en önemli nokta horlamanın ne zaman sağlık problemlerine yol açtığının tespitidir. Eğer uyku sırasında horlayan kişinin nefes durmaları oluyorsa ve bu soluksuz kalınan süre 10 saniyeden fazla ise bu durumda uyku apnesi dediğimiz ciddi sonuçlar doğurabilecek bir hastalıktan söz etmemiz gerekir.

Bu hastalık tıkayıcı tarzda olan ve genel olarak en sık rastladığımız uyku-apnesidir. Yetişkinlerin yüzde 10 ile yüzde 30’unda horlama görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu kişilerin çoğunda horlama basit horlama adı verilen ciddi sağlık problemlerine yol açacak boyutta değildir.

100 kişiden yaklaşık beşinde şiddetli horlama ile birlikte uykuda nefes durmalarının, dolayısıyla obstrüktif uyku-apne sendromu adı verilen hastalığın var olduğu öngörülmektedir.”

12 Şubat 2015 Perşembe

Uyku apnesi sağlığınızı nasıl etkiler?

Daha bir nesil önce uyuklamak, çok uyumak toplumca tembellik ve miskinlikle eşanlamlı olarak değerlendirilirdi.

Horlama ise fıkralardan karikatürlere kadar herkesin güldüğü, hane halkına zarar, önemsiz  bir sevimsizlikten ibaretti. bugün artık  kanserden sonra en çok önem verilen tıbbi konulardan biri oldu.  Hatta bir çok bilimsel araştırma kanserlerde bile uyku bozukluklarının  rolü olabileceğini gösteriyor. Nasıl olabilir?

Önce şunu anımsayalım: tek hücrelilerden insana kadar tüm canlılar yaşamlarında aktif oldukları ve “dinlendikleri” veya uyudukları düzenli döngüler içindedirler. Bu düzenin bozulması da bir şekilde yaşam kalitesini, hatta süresini etkiler.

Uyku Apnesi Sendromu, uyku sırasında beynin solunum sistemine sinyal yollayarak nefes almasını sağlamasının aksaması (Santral – markezi apne), ya da uykuda bütün kaslar gibi gevşeyen üst solunum yolları kaslarının nefes alma gayretiyle oluşan emme basıncının dil kökü arkasında soluk yolunu tıkanmasıyla ortaya çıkar (Obstrüktif-tıkatıcı apne).  Üçüncü bir tip bu ikisinin aynı süreç içinde artarda gelmesiyle oluşur.

Horlama sesi, daralan nefes yolundan geçen havanın türbülansı nedeniyle yumuşak dokuların titreşmesinin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu duruma tıpta “hipopne” denir, nefes azalması! Eğer hava yolu tamamen tıkanırsa hava geçişi durur, buna da “apne” adı verilir.  Bazı damarların ve dokuların üzerinde oksijen düzeyini sürekli olarak ölçüp beyne bilgi veren alıngaçlar bulunur. Bunlar nefes azalınca veya kesilince beyne alarm sinyalleri gönderir.  Bu sinyaller beynin kısa süreli “uyanmasını” ve nefes almasını sağlar.

Uyku apnesi, yeni doğmuş bebeklerden ileri yaşlara kadar  her cins, ırk ve yaşta insanda görülebilir.  Tıkayıcı apnelerin en yaygın nedeni kalıtımdır. Bizler ana-babamızdan sadece boyumuzu posumuzu,  huyumuzu suyumuzu, görünüşümüzü değil iç yapımızı da alırız.  Santral apneler ise daha çok tıbbi problemlerle ilgili olarak ortaya çıkarlar.

Herkes ara sıra çeşitli nedenlerden horlayabilir: fiziksel yorgunluk, soğuk algınlığı, burun tıkanması, Alkol, akşam yemeğinin aşırı kaçması olası nedenlerden bazıları olabilir.  Eğer horlama, nefes tıkanmaları, baş-boyun terlemeleri, aşırı mide barsak gazı, reflü gibi belirtiler uzun sürerse ve giderse artarsa uyku apnesi düşünülmelidir.

Uykuda nefes tıkanmalarının sağlığımız özerinde başlıca iki farklı sonucu olur. Birincisi, her tıkanmanın sonunda beynin bir kaç saniye “uyanıp” solunumu yeniden başlatmasıdır.  Bu kısa uyanıkcıklar uykunun iç organizasyonunu, yani dinlendirici kalitesini bozar.   Bunun maliyeti başka nedeni olmayan yorgun uyanma, gün içinde yorgunluk, halsizlik, uyuklama eğilimi, keyifsizlik, isteksizlik, sinirlilik, dalgınlık, unutkanlık gibi belirtilere yol açar. Fiziksel ve beyinsel aktivitelerde giderek artan azalmalar ortaya çıkar. Uyku apnesi,  hastanın kolay kilo almasını ve zor kilo vermesini tetikler. Apne artınca kilo artmasını kilo aldıkca apne artması takip eder. Özellikle orta yaşlardan sonra bu olgular genel sağlığı önemli derecede etkiler. Hipertansiyon, kalp atım düzensizlikleri,  beyin kanaması gibi sorunlara apne hastalarında, özellikle aile hikayesinde kalp sorunları olanlarda, çok sık rastlanmaktadır. Olayın aşırı ucunda uykuda boğularak veya kalp krizi geçirerek ölümler çok da seyrek değildir.

Son yıllarda  çok önem kazanan başka bir konu, uyku apnesi hastalarında sirkadiyen (gündöngüsel) ritim denen uyku düzeninin bozulmasının vücüdümuzdaki bütün organların işlevini etkilediğinin anlaşılmış olmasıdır. Uyku, başta büyüme hormonu olmak üzere, hemen bütün hormonların salgılanmasını, beynin gün içinde gelen verilerin doğru kodlanması ve depolanmasını, duygu durumumuzun sağlıklı işlemesini, bakteri ve virüslere karşı vücut direncimizin berkitilmesini düzenlemektedir.

Bebekler ve çocuklar için düzenli ve yeterli uyku, fiziksel ve ruhsal gelişmeleri açısından “olmazsa olmaz” bir ön koşuldur. Atalarımız bunu yüzyıllarca önce fark etmişler: “Uyusun da büyüsün, ninniii!.....”


Dr. Sabri Derman
Amerikan Hastanesi / Milliyet

21 Aralık 2014 Pazar

‘Horlama’ deyip geçmeyin

Özellikle gece şiddetli horlama sonucu solunum durması yaşayan kişilerde görülen uyku apnesi, kalp yetmezliği, kalp krizi, tansiyon, şeker, kilo alma, depresyon, sürekli yorgunluk ve uyku hali ile trafik kazalarına neden olabiliyor.

Toplumda çok sık görülmesine rağmen fazla bilinmeyen bir hastalık olan uyku apnesi, pek çok rahatsızlığa sebebiyet verebiliyor. Burun ve üst solunum yollarındaki kasların gevşemesine yol açan uyku apnesinde nefes duruyor; kalp, beyin ve akciğerlere oksijen gitmiyor. Ağır uyku apnesi görülen bazı hastalar uykuda solunum ve kalbinin de durmasıyla hayatını kaybedebiliyor.

Uyku apnesinin genellikle şişman ve kalın boyunlu kişilerde görüldüğünü belirten Özel Tınaztepe Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Koca, “Uyku apnesi birçok hastalıkla bağlantılıdır. Uykuda nefes durması ve horlama çok ciddiye alınmaz. ‘Horluyorum işte’ diye söylenir. Aslında uyku apnesi tedavi edilmediği zaman en çok kalbi etkiler. Erken başlayan tansiyon yükselmesi, düzensiz tansiyon, kalp krizi riskinin artması, çok ağır formlarında kalp yetmezliğine yol açması, şekeri düzensizleştirmesi, şekere yatkınlık oluşturması ya da tedaviye rağmen düzensizleşmesi, kilo alma ve Diyet yapmasına rağmen kilo verememe ve gündüz aşırı uyku halinden dolayı sosyal problemlere neden olabilir. Uyku apnesi hastalarının yüzde 30’u depresyondadır. Bu sıkıntılardan en önemlisi trafik kazalarıdır. Kişiler gece boyunca sürekli uyandığı için aşırı yorgunluk ve uyku halinden dolayı direksiyon başında uyuyakalabilir. Uyku apnesi hafif de olsa tedavi edilmeli” dedi.

Vücut uyan diyor

Gece aşırı horlama sonrasında kişinin üst solunum yollarındaki kasları gevşediği için üst solunum yolundaki açıklığın tamamen kapandığını belirten Koca, “Yani kişi boğuluyor. Bu nedenle kandaki oksijen seviyesi çok düşüyor. Beyin oksijensiz kalıyor. Kalp oksijensizlikten stres altına giriyor. Bu sırada kişi de çarpıntı, tansiyon yükselmesi, hatta çok ağır kişilerde bazen uykuda solunum ve kalbinin de durmasıyla hasta kaybedilebiliyor. Bütün gece bunu yaşayınca sık sık uyanmak zorunda kalıyor. Yani vücut uyandırıyor. ‘Uyan yoksa öleceksin’ diyor aslında. Bu uyanmalar çok sık olduğu için kişi Sabah çok yorgun, sersem, uykusunu alamamış bir şekilde uyanıyor” diye konuştu.

Pek çok kişi tehlikeli uyku apnesi hastası

Şiddetli şekilde horlama nedeniyle hastaların nefeslerinin durduğunu ve buna bağlı da gündüz yoğun uyku halinin olduğunu kaydeden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kişi uykuda bu durumu fark etmez. Ancak, yakınları bunu görebilir. Kendisi yalnız aşırı yorgunlukla uyanır. Bazen baş ağrısı ile uyanır. Apne demek, nefesin durması demektir. Horlayan birçok kişi de uyku apnesi görülebilmektedir. Kişi yalnızca horladığını düşünür. Aslında birçok kişi gece nefesi durduğu için tehlikeli uyku apnesi hastasıdır.”

Depresyon ve trafik kazalarına sebep oluyor

Çeşitli sağlık problemlerinin yanı sıra uyku apnesinin depresyon ve trafik kazalarına da yol açabildiğini dile getiren Koca, sözlerine şöyle devam etti: “Uyku apnesi hastalarının yüzde 30’u depresyondadır. Genelde gündüz aşırı sinirli, hırçın haldeki insanlardır. Aslında gece horluyorlar ve nefesleri duruyordur. Bu nedenle psikiyatrik durumları bozulmuştur ama bunun farkında değildirler. Kişiler gece boyunca sürekli uyandığı için aşırı yorgunluk ve uyku halinden dolayı direksiyon başında uyuyakalabilir. Normal bir kişiye göre yaklaşık yedi kat fazla trafik kazası geçirme riskleri vardır.”

Uyku testi ve uyku apnesi cihazı

Uyku apnesinin özellikle şişman ve boynu kalın kişilerde görüldüğünü ifade eden Koca, şiddetli horlayan ve sabah çok yorgun uyanan kişilerin mutlaka uyku testi yaptırmaları gerektiğini söyledi. Kişinin beyin dalgaları, göz hareketleri, kandaki oksijen seviyesi, burnu ve ağzından nefes alışverişleri, nefesinin durduğu yerler, karın ve göğüs hareketleri, bacak hareketlerinin kaydedildiği bir test olan uyku testinden sonra kişi de uyku apnesi saptanırsa hastaya bir cihaz veriliyor. Burundan uygulanan bir maske olan cihazı anlatan Koca, “Ara hortumu cihaza bağlarız ve uykuya dalarız. Kişinin uykuda nefesi durduğu zaman bu cihaz, ona hava veriyor. Hava verdiği zaman kişi solunum durması yaşamıyor, uyanmak zorunda kalmıyor. Kaliteli bir uyku yaşıyor. Oksijeni düşmediği için kalp ve beyin de bu açıdan rahat etmiş oluyor. Cihazdan sonra aşırı uyku hali, yorgunluk semptomların tamamı genelde ilk günden gitmiş oluyor. Birçok hastamızın tansiyonu tamamen kendine gelir. Cihaza başladıktan sonra tansiyon ilacını bırakan hastalarımız bile var” ifadelerini kullandı.

"Diyabetim normal seviyeye geldi"

Yıllardır horlama şikayeti olan 50 yaşındaki eczacı Tamer Cinsdemir de, gece horlama sonrası sık sık uyandığını ve gündüzleri aşırı uyku ve sinirlilik hali yaşadığını söyledi. Uyku testinden sonra uyku apnesi olduğunu öğrenen Cinsdemir, kullandığı cihaz sonrası değişen hayatını şu sözlerle anlattı: “Horlama bende çok uzun zamandır vardı. Şimdi cihazı sürekli kullanıyorum. Horlama hemen ortadan kalktı. Ertesi günkü yorgunluk, sinirlilik hali ortadan kalkıyor. Diyabet başlangıcı vardı. Şimdi herhangi bir sıkıntım yok. Normal seviyeye geldi. Tansiyonum için de ilaçla tedavi görüyorum ama ilaç sayısının azalacağını düşünüyoruz. Direksiyonda çok şiddetli uyku problemim oluyordu. Şimdi artık o da yok.”