8 Temmuz 2016 Cuma

Tiroid kanserinin belirtileri nelerdir?

Prof. Dr. M. Rafet Yiğitbaşı, tiroid kanseri hakkında dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı.


Özellikle kadınların sağlığını tehdit eden tiroid kanserinin görülme sıklığı gittikçe artarken, belirtileri konusunda dikkatli olunması gerekiyor. Belirti göstermediği durumların da olduğunu belirten Central Hospital'dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M. Rafet Yiğitbaşı, dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda uyarılarda bulundu.

TİROİD KANSERİNİN BELİRTİLERİ

Tiroid bezi, boynun ön kısmında yer alan, insan vücudunun protein ve enerji metabolizmasında önemli görevler üstlenen hormonları üreten, endokrin sisteminin en mühim organlarından biridir. Tiroid kanseri hastalıklarının büyük bir kısmında herhangi bir şikayet belirtisi görülmez. Kimi hastaların boyun kısmında kitle oluşmuş ya da lenf bezlerinde büyüme yaşanmış olabilir. Bazı vakaların boğazında rahatsızlık hissi, nefes alıp vermede sıkıntı görülse de, farklı sebepler de dikkate alınmalıdır. Bilhassa seste kısılma, nefes darlığı, iştahsızlık ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi, ilerlemiş tiroid kanseri habercisi olabilir.

Kişilerin ortalama olarak yarısında bulunan ve tiroid bünyesinde kitle ile karakterize olan nodül sorunu, çoğu zararsız olmakla birlikte, kanser tanı ve tedavisini ilgilendiren kısmı ile özenli bir inceleme gerektirir. Tiroid kanseri, sıklıkla kendisini gösteren iyi huylu tiroid nodülleri ile ortak bulgu ve semptomları paylaştığından ciddi bir sağlık problemi olarak da ele alınmalıdır.
Tiroid'de tek ve sert bir nodülün fark edilmesi, çoğul nodüller arasında baskın ve ilerleyen bir nodülün tespiti, boyun lenf bezelerinde oluşan büyüme ve ultrasonografik incelemede rastlanılan birtakım karakteristik bulgular sonucunda tiroid kanserinden şüphelenilir. Bu gibi durumlarda uzmanlar tarafından mutlaka ince iğne biyopsisi uygulanmalıdır. Kanser tanısı ise, şüphe edilen lenf bezesi veya tiroid nodülünden, ultrason desteğiyle yapılacak ince iğne biyopsi materyalinin patolojik incelemeleri sonucu ile kesinleşir. Biyopsi ve boyunda yapılacak ultrason taramaları en önemli kanser tanı yöntemleridir. Tiroid sintigrafisi ve hormon düzeylerinin ölçümü ise kanser tanısında fazla önem taşımazlar. Kanser tanısının konulmasından sonra boyun bölgesindeki lenf bezlerinin durumu cerrahi tedavi planı açısından titizlikle değerlendirilmelidir.

ÇOCUK YAŞTA MARUZ KALINAN RADYASYONA DİKKAT

İnsanların yaşam sürdürdüğü çevre şartları, yoğun manyetik alan ve radyoaktivite, bilhassa küçük yaşta tanısı konan hastalıkların tedavisinde kullanılan radyasyona maruz kalmak tiroid kanseri sinyalidir. Ayrıca fazla ya da eksik iyod alımı ve tiroid dokusunun bozulmasına neden olan çeşitli özel iltihabi değişimler de tiroid kanserine yol açabilir.

Her biri farklı davranış ve özelliklere sahip 4 ayrı çeşit tiroid kanseri türü vardır. İlk iki kanser türü olan Papiller ve Folliküler, normal dokuyu iyi taklit eden bir hücre yapısına sahiptir. Bu türler, tüm tiroid kanserleri içinde değerlendirildiğinde yüzde 80'den fazlasını oluşturur. Yavaş seyreden ve tedavi sürecine iyi karşılık veren bir özelliğe sahiptir. Bu kanser türleri uygun tedavi çizelgesiyle değerlendirildiğinde 20 yıldan fazla bir yaşam beklentisinden söz edilebilir. Üçüncü sırada sayılan tür olan Medüller kanser, tiroid kanserlerinin yüzde 5-10 gibi bir kısmını oluşturarak, ailevi geçişli özelliği taşır. Dördüncü sırayı ise en az görülen tür olan Anaplastik kanser alır. Yaşlılarda görülen bu kanser türünde tiroid'deki kitle hızla gelişerek, çevresindeki organları da etkileyebilir.

“TİROİD KANSERİNİN İLK BASAMAĞI CERRAHİ YAKLAŞIMDIR”

Tiroid kanserinin olmazsa olmazı ve ilk basamağı cerrahi yaklaşımdır. Çapı henüz 1 cm'den küçük, erken olgularda tiroid'in bir kısmının alınması dahi yeterli olabilir. Fakat tiroid organının tamamının çıkarılması önerilen cerrahi yöntemdir. Mevcut tümörün ebadı, ameliyat öncesi yapılan incelemelerin sonucu ve hastanın sahip olduğu risk faktörlerine göre tiroid dışında, boynun merkezi veya yan kısımlarındaki lenf bezlerinin alınması da gerekebilir. Düşük oranlarda olsalar da, işlemin büyüklüğüne göre, ses siniri hasarı, kanama ve kalsiyum metabolizmasında bozulma gibi komplikasyonlara rastlanılabilir. Fakat deneyim sahibi cerrahlar ve yeterli ameliyathane ekipmanı ile bu komplikasyon riskleri en az seviyeye indirilebilir.

Bazı hastalara hücresel düzeydeki kalıntıları yok etmek için, Papiller ve Folliküler türde cerrahi yöntemi pekiştiren Radyoaktif İod Tedavisi de uygulanabilir. Bu tedavi ile hastaların hemen hemen tamamında 10 ila 20 yıl bir süre hastalıksız yaşam elde edilebilir. Tedavisi tamamlanan hastalar, organ eksikliğine bağlı hormonal dengesizliğe karşın ilaç kullanmak şartıyla sağlıklı hayatlarına devam edebilirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder