25 Nisan 2017 Salı

Kadın kanserleri oranı giderek artıyor

Jinekolojik Onkoloji Profesör Doktor Polat Dursun, dünyada kadın kanserlerine bağlı ölümlerin yıllar içinde arttığının görüldüğünü söyledi. 2030 yılında bir ülke nüfusu kadar kadının kanserden öleceğini öngördüklerini belirten Dursun, Türkiye'deki vakalarla ilgili de bilgiler paylaştı.

Amerikan Kanser Derneği’nin yıllık yayınladığı kanser raporuna göre tıptaki tüm gelişmelere rağmen kanser vakalarındaki sayı ve ölüm oranlarında artış olduğunun rapor edildiğini kaydeden Jinekolojik Onkoloji Profesör Doktor Polat Dursun, “Yapılan hesaplamalara göre 2030 yılında dünyada kanserden ölen kadın sayısının 5.5 milyon olacağı hesaplandı ki bu da Danimarka, Finlandiya, Norveç, Singapur gibi büyüklükteki ülkelerin nüfusuna eşdeğerdir. 2012 de kansere bağlı ölümler 3,5 milyon iken bu rakamın 2030 yılında bu artış trendi ile 5.5 milyona çıkacağı en son yayınlanan kanser raporunda yayınlandı. Yayınlanan bu kanser raporuna göre kadınlarda ölüm nedenleri içinde kansere bağlı ölümler ABD ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde kadın ölümlerinin %14 ile kalp hastalıklarından sonra 2. en sık nedenini oluşturmaktadır” dedi.
WHO ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın tahminlerine göre 2012 de 6,7 milyon yeni kanser vakası ve 3,5 milyon ölüm görüldüğünün hesaplandığını anlatan Profesör Doktor Polat Dursun, “Bu kanser vakalarının yarında çoğu (%54) ve kanser ölümlerinin de %64'ü az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. 2030 yılında dünyada kadınlarda görülen kanser vakalarının 9,9 milyona ulaşacağı ve bunların da yıllık 5,5 milyonunun hayatını kaybedeceği hesaplanmıştır. Toplumdaki kanser sıklığı sadece nüfusun artması ile değil bu toplumun beslenme alışkanlıkları, obezite, spor alışkanlığı, sigara alkol ve tütün maddeleri tüketimi, bazı virütik hastalıkların sıklığı, ülkedeki kanser tarama programları, toplumun sağlık hizmeti alma alışkanlığı ve halkın kanser ile ilgili farkındalığı ile yakından ilişkilidir.
AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER TEHDİT ALTINDA
Gelişmiş ülkelerde kadınlarda en sık görülen kanserler meme kanseri, akciğer kanseri ve kolorektal kanserlerdir. Az gelişmiş ülkelerde ise kadınlarda en sık meme kanseri, 2. sırada serviks kanseri ve 3. sırada akciğer kanseri gelmektedir” diye konuştu.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi verilerine bakıldığında yılda 174 bin kişiye kanser tanısı konulduğunu söyleyen Profesör Doktor Polat Dursun, yapılan hesaplamalar göre Türkiye'de yılda 103.070 erkek ve 71.233 kadın kansere yakalanmaktadır. Kadınlarda en sık meme, tiroid ve kolorektal kanserler en sık görülmektedir. Jinekolojik kanserler açısından bakıldığında ülkemizde de en sık görülen jinekolojik kanserler rahim içi kanseri, yumurtalık kanseri ve rahim ağzı kanseridir.
Sağlık bakanlığının 2004-2009 yılları arasında yaptığı hesaplamalar sonucunda Türkiye'de 3800 civarında rahim kanseri, 2790 civarında yumurtalık kanseri, 1950 civarında da rahim ağzı kanseri ve 400 civarında da diğer kadın genital kanserleri olgusu görüldüğü bildirilmiştir.
ADET DÜZENSİZLİKLERİ DİKKATE ALINMALI
Tüm jinekolojik kanserlerde erken tanı çok önemlidir. Rahim içi kanserinde en önemli bulgu menapoz sonrası kanamalar veya adet düzensizlikleridir. Bu şikayetler hastayı erkenden doktora getirdiği için rahim içi kanserinde erkenden tanı konmakta ve hastaların büyük bir kısmında sadece ameliyat ile ek kemoterapi ve radyoterapi almadan tedavi yeterli olmaktadır. Rahim ağzı kanserinde ise en önemli bulgu ilişki sonrası olan kanamalar ve düzensiz kanama ve tedaviye rağmen geçmeyen akıntılardır. Bu hastalık jinekolojik muayeneyi ihmal etmeyen kadınlarda smear ve HPV testleri ile erkenden tespit edilebilmektedir. Ama jinekolojik kontrol yapılmayan hastalarda ileri evrelerde yakalanabilmektedir ki bu durumda da ışın ve kemoterapi tedavileri gerekebilmektedir.
Yumurtalık kanserinde erken tanı koydurucu bir şikâyet yoktur. Hastalar karın ağrısı, karın şişliği, kabızlık gibi daha çok mide barsak hastalıkları diye yorumlanabilecek şikâyetlerle başvurduğu için tanı genellikle ileri evrelerde konmaktadır. İleri evrede tanı konan hastalarda da yaşam süresini uzatmak için agresif cerrahi yaklaşımlar ve kemoterapiler gerekmektedir.
Tarama programlarını iyi uygulayan ülkelerde ölüm oranları düşük iken tarama programı olmayan ülkelerdeki ölüm oranları çok yüksek düzeylerdedir. Kadınların adet düzensizliği, menapoz sonrası kanama , ilişki sonrası kanama veya kasık ve karın ağrısı durumlarında mutlaka jinekolojik muayene olmaları gereklidir.” şeklinde konuştu. Sözcü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder